Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/8130 E. 2008/646 K. 31.01.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8130
KARAR NO : 2008/646
KARAR TARİHİ : 31.01.2008

Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … Kurumu Başkanlığı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı banka vekili dava dışı borçluya ait aracın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkili banka alacağının amme alacağı vasfında olduğunun gözden kaçırıldığını, davalıların alacaklarının bir yıllık zamanaşımı nedeniyle sıra cetveline girmemesi gerektiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İcra Mahkemesince davalı Yeğenbey Vergi Dairesi alacağının ödenmesinden sonraki kısım için dava açıldığı gerekçesiyle bu davalı hakkındaki davanın reddine; diğer davalılar bakımından ise 5020 sayılı yasa ile 4389 sayılı Bankalar Kanunu’na eklenen Ek 5 nci madde yollamasıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 21/I nci maddesi uyarınca davacı ile davalıları alacaklarının garameten taksiminin sağlanması için sıra cetvelinin iptaline karar verilmiş; hüküm davalılardan SGK. Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerek 5020 sayılı yasa ile 4389 sayılı Bankalar Kanunu’na eklenen Ek 5 nci maddesi ve gerek 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 13 ncü maddesine göre davacı bankanın da aralarında bulunduğu kimi bankaların belli bazı bankacılık işlemlerinden doğan alacaklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a tabi tutulabilmesi, üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine sonuç doğurmamak şartına bağlanmıştır. Somut olayda davacı banka alacaklarının davalıların alacakları ile garameye dahil edilmesi halinde anılan şart tahakkuk etmeyeceğinden davanın reddine karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Öte yandan birden çok kamu alacağının hacze iştiraki halinde anılan yasanın 69 ncu maddesinin uygulanması gerekliliğinin gözden kaçırılması da kabul şekli itibariyle hatalıdır.
Bu durumda mahkemece temyiz etmeyen davalı bakımından davacı yararına oluşan usulî müktesep hak da dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün, davalı … yararına BOZULMASINA, 31.01.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.