Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/9807 E. 2008/4698 K. 01.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9807
KARAR NO : 2008/4698
KARAR TARİHİ : 01.05.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekililerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını tahsil için giriştikleri icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevabında, müvekkillerinin kredi sözleşmesinden kaynaklı borçlarının takibe konu miktar kadar olmadığını, %5 … ve %180 temerrüt faizi talebinin son derece yüksek ve mesnetsiz olduğunu, davalılardan …, … ve … …’ ya ait gayrimenkullerin üzerine davacı banka lehine ipotek tesis edildiğini, ipotek bedelinin indirilerek adı geçen davalılardan talepte bulunulması gerektiğini, itirazın haksız ve kötüniyetli olmadığını savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu yetersiz olup, kefil davalıların sorumlu oldukları, miktarın belirlenmesinde hataya düşülmüştür. Kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdün hukuki sonuçlarından sorumludur. Bu nedenle davacı bankanın defter ve kayıtları ile dayanağı belgeler üzerinde kredi sözleşmesi hükümleri göz önüne alınmak suretiyle yeni bir uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak hesabın kat edildiği tarih itibariyle alacağın ulaştığı miktar belirlenerek, temerrüt tarihine kadar akdi faiz hesaplanıp bulunan akdi faiz kapitalize edilerek temerrüt tarihi itibariyle asıl alacak bulunmalı ve bu alacağa temerrüt tarihinden sonra takip tarihine kadar temerrüt faizi ve bunun gider vergisi uygulanarak bankanın icra takip tarihi itibariyle asıl borçludan talep edeceği alacak miktarı tespit olunmalı ve kefil davalıların sorumluluğunun kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sınırlı olduğu gözetilerek bir rapor alınmalı ve BK’ nun 104/son maddesi hükmü de dikkate alınarak uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken yetersiz bilirkişi kurulu raporuna göre eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.