YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/985
KARAR NO : 2007/7508
KARAR TARİHİ : 17.07.2007
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabuüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili müvekkilinin davalı … şirketinin internet üzerinden kurduğu hasarlı oto pazarında satışa çıkarılan araçlara teklif verebilmek için teminat olarak davalıya 1.000 USD verdiğini, ancak davalının sözleşmeyi feshettiği halde aldığı teminatı iade etmediğini, verilen bu teminatın tahsili için yapılan icra takibinin haksız itiraz nedeniyle durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekil davacının müvekkili şirketten aldığı araçları yeni araç gibi gösterip haksız yere ödemeler aldığını, taraflar arasındaki sözleşmelere göre teminatın iadesi için sözleşme koşullarının ihlal edilmemesi gerektiğini beyen ederek davanın reddini savunmuş, %40 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacının haklı nedenle sözleşmeyi feshetmediği, taraflar arasındaki ihale sözleşmesi ve Araç Satım Sözleşmesine göre davalının aldığı teminatı davacıya iade etmek soruda olduğu, benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının toplam 1.619,94 YTL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 1.619,94 YTL asıl alacak ve işlemiş faiz alacağı üzerinden devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı savunmasında İhale Sözleşmesinin 7. maddesi ve Aracı Satış Sözleşmesinin 2/2 maddesi gereğince teminatların iade edilemeyeceğini ve sözleşmeyi haklı nedenlerle feshetteğini savunmuştur. Dava konusu edilen alacakla ilgili olarak Elbistan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/722 Esas sayılı dava dosyasının bulunduğu ve bunun celb edilerek incelenmesi gerektiği davalı yanca bildirilmiş ve bu durumda mahkemece anılan dava dosyası celbedilip tarafların sundukları deliller de bu dosya ile birlikte incelenip değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bur karar verilmek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,peşin harcın istek halinde iadesine, 17.7.2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Uyuşmazlığın belirlenmesi için aşağıdaki hususların açıklığa kavuşması gereklidir.
Sigortacı, sigorta sözleşmesi gereğince ücret (prim) karşılığında rizikoyu yüklenen ve bu konuda ruhsata haiz olan Anonim Şirkettir. 1397 Sayılı Sigorta Şirketleri Murakebesi Hakkında Kanunun 2. Maddesinin emredici hükümlerine göre tacir sıfatını taşıdığı belirtilmektedir.
Sigorta sözleşmesinin diğer tarafı ise sigorta ettiren (sigortalı) olup genellikle sigorta ettiren ile sigortalının aynı kişi olduğu doğru bilgi verme, rizikoyu ağırlaştırmama, rizikonun gerçekleştiğini bildirme ve prim ödeme borcu ile donatıldığı görülmektedir.
a) Sigortalı aracın çalınması halinde KTKSGŞ hükümlerine göre, sigortacının sigorta poliçesinde belirtilen azami sorumluluk sınırını geçmemek üzere aracın çalınma (riziko) günündeki gerçek değerinin tazmin edilmesi gerekir. Bu halde ise mülkiyet hakkının geçtiğinin tesbiti talep ve dava edilemeyeceğinden (I.Ulaş. Uy.Sig. Hukuku. …005.sh.558.560 4. baskı) terkin ve tescil işlemlerine ve bu işlemlerin idari nitelikte bulunması sebebiyle tesbit davasının da ikame olunamayacağı açıktır (I. Ulaş a.g.e sh. 491)
b) Pert olan aracın tazminat bedelinin ödenmesi ile sigortalıya ait olan aracın mülkiyetinin kime ait olacağı hususunda 2918 sayılı yasada bir hüküm olmayıp, örtülü yasa boşluğunun bulunduğu açıktır (I. Ulaş a.g.e sh. 551-556 ).
Sigortacının riziko bedelini ödemek suretiyle her iki hususu da içerecek şekilde ve bu hallere münhasır olarak sigortalının aracının sigortacının malı olacağı hakkındaki sigorta sözleşmelerinde yer alan ibarelerin ise sadece sigorta poliçesinin tarafları için olup, aracın devrini veya satışını tazammun edemeyeceği gözden uzak tutmamak gerekir (l. Ulaş a.g.e sh. 552).
Ancak bu hallerde sigortalının aracın mülkiyetini devir etmemesi halinde, mülkiyetin tesbiti davası açılabilir ise de uygulamada terkin ve tescilin idari nitelikte bir işlem olması gözden uzak tutulmamalıdır. (I.Ulaş a.g.e sh.558)
Sigorta sözleşmelerinin genel ve özel şartlarının içeriği ile pert olan araçların mülkiyetinin sigortacıya geçeceğine göre tescil kaydının terkin edilmesi halinde menkul mal hüviyetinde olacağı, kayıt terkin edilmez ise 2918 sayılı yasaya tabi olacağı ve sigortalının vereceği vekalet ile aracın devir ve tescilinin yapılacağı uygulamada ki birlik ile de anlaşılmaktadır. ( I.Ulaş a.g.e sh. 559)
Bu bağlamda;
a) Pert total için tescil kaydı terkin edilmeden tarfik kaydı sigortalı üzerinde iken
b) Çalınma neticesinde ödenen riziko bedeli sonunda sigortalı adına kayıtlı olan trafik kaydı terkin edilmeden araçların satışı için ihalenin yapılarak. araç satışında veya hazırlık işlemleri ile satış için ön sözleşmeye esas teskil edecek şekilde sözleşmenin yapılması şekil şartına bağlı olması sebebiyle geçersiz olduğu gözardı edilmemesi gereken kırılma noktasıdır. (I.Ulaş a.g.e sh.491)
Bağlama kuralının 2918 sayılı yasanın 20. md.si olması nedeniyle kırılma noktasının da aynı yasa maddesi olup; sigorta poliçesinin eki olan sözleşmedeki hükmün,
a) Pert total (hurda) olan aracın mülkiyetinin nakli için yeterli olmamasına
b) Çalınan araç için de poliçenin ilgili hükümlerinin araç mülkiyetinin nakline değil sadece ödenen sigorta tazminatı ile poliçeden doğan sigortacının yükümlülüğünün bir sonucu olup, mülkiyetin naklinde
aa) Satış
bb) Terkin
cc) Vekalet akti
hükümlerinin tatbikindeki esaslar olmadan sonuç doğurmayacağından geçersiz sözleşmenin sonucunda davacıdan alınan bedelin iadesinin gerektiği açıktır.
Sayın çoğunluğun ayrı bir incelemeye dair görüşüne bu yönde katılmak imkanı olmadığından gerekçenin yukarıda belirtilen şekilde değişikliği ile hükmün onanması hususundaki karşı oyumdur.