Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/10383 E. 2009/2281 K. 26.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10383
KARAR NO : 2009/2281
KARAR TARİHİ : 26.03.2009

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahillerden T.Vakıflar Bankası, Yapı Kredi Bankası, Yapı Kredi Finansal Kiralama A.Ş vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin 1970 yılından beri tekstil sektörü içinde yer aldığını, ev tekstili ile başladığı faaliyetlerine akrilik iplik üretimi ile devam ettiğini, akrilik ipliğin hammaddesi olan elyafı üretmek amacıyla … Kimya A.Ş’ni kurduğunu, … Enerji A.Ş şirketinin elektrik üretimi yaptığını, hammadde temininde zorluk ve kaynak eksikliği nedeniyle şirketlerin mali durumlarının bozulduğunu, borca batık durumda bulunan şirketlerin mali durumlarını düzeltebileceğini, grup şirketlerinin tekrar işletme sermayesini oluşturması,mali durumunu güçlendirmesi için zamana ihtiyacı bulunduğunu, atıl durumda bekleyen yatırımların en kısa zamanda nakde tahsil edilerek elde edilecek gelirden banka borçlarının ödeneceği ve ayrıca işletme sermayesine katkıda bulunacağını, … A.Ş’ne ait fabrikanın satışa çıkarılacağını, satış konusunda teklifler geldiğini, bu işletmeye ilave kaynak harcamadan yeni bir ortak alınıp tekrar üretime geçmesinin sağlanabileceğini, mali durumun iyileşmesi ile 1700 civarında çalışanın işsiz kalmayacağını, ilave yatırım yapılmadan yurda döviz getirmeye devam edeceğini ileri sürerek iflasların 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iflasın ertelenmesini talep eden şirketlerin almış olduğu siparişleri alabilecek ve karşılayabilecek kapasitede olduğu, iyileştirme projesinde yer alan siparişleri veren firmalarla daha önce faaliyette bulunduğu ve faaliyetini halen devam ettirdiği, şirketlerin aldığı siparişler, imzaladığı sözleşmeler ve geçmiş yıllardaki satış rakamları dikkate alındığında elde edilmesi hedeflenen gelirin elde edilerek mali tablolarını düzeltebileceği, iflasın ertelenmesi kararının alacaklıları iflasa nazaran daha kötü duruma sokmayacağı, davacı şirketlerin ticari faaliyetlerini sürdürmelerine imkan sağlanması halinde erteleme süresi içinde borca batıklıktan kurtulmalarının kuvvetle muhtemel olduğu gerekçesiyle iflasların 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm … A.Ş, Yapı Kredi Bankası A.Ş ve Yapı Kredi Finansal Kiralama A.Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir
1-Davacı şirketler birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuşlar, mahkemece birlikte açılan dava ile iflasın ertelenmesine ilişkin talep usule aykırı bulunmayarak birlikte sonuçlandırılmıştır.
Birden fazla kişi tarafından açılan ve birden fazla kişi hakkında açılan davalar benzer olaylara ve hukuki sebeplere dayanması halinde ihtiyari dava arkadaşlığının sözkonusu olup olmadığı yönünden açık bir düzenleme bulunmamaktadır. HUMK.nun 45/3.maddesinde davaların biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde davaların birleştirilebileceği kabul edilmiştir.
İhtiyari dava arkadaşlığı davaların birleştirilmesi yoluyla da mümkün olduğundan (Alengoya Yavuz: Medeni Usul Hukukunda Dava Ortaklığı 1965 s.62). birbiri ile ilgisi olan davaların benzer sebep kavramı içerisinde değerlendirilerek bağlantının varlığı kabul edilmeli ve bu davalar birlikte görülebilmelidir. Zira bu durum yargılamayı çabuklaştıracağından, yargılama giderini azaltacağından ve çelişkili kararların önüne geçeceğinden usul ekonomisine de uygun düşmektedir.İflasın ertelenmesi talebinde bulunan birden fazla sermaye şirketinin talebi ayrı ayrı değerlendirileceğinden ve erteleme koşullarının talepte bulunan her şirketin kendi mali yapısı içinde gerçekleşip gerçekleşmediği aranacağından talep HUMK.nun 43.maddesine uygundur.
2-Davacı Şirketler iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuşlardır. İflasın ertelenebilmesi için şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten faydalanmamış olması gerekir. Bu şartlar erteleme talebinde bulunan her şirketin kendi mali bünyesinde gerçekleşmelidir.
İİK.nun 179.maddesi uyarınca iflasın ertelenmesi talebiyle birlikte, şirketin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna ilişkin bir iyileştirme projesinin sunulması gerekir. İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için proje ciddi ve inandırıcı bulunmalıdır. Projede mali durumun iyileştirilmesi gerekliliğini doğuran sebepler, şirketlerin kurtuluşunu sağlayacak olan gerekli tedbirler yer almalıdır.
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketler iyileştirme projesinde şirketlerin işletme sermayelerinde yetersizlik bulunduğunu, bunun için atıl durumda bekleyen yatırımların nakde tahvil edilerek elde edilecek nakitle borçların ödeneceğini ve işletme sermayesine katkı yapılacağını, … A.Ş’ne ait bazı jeneratörlerin satılacağını, … Kimya A.Ş ne ait fabrikanın satışının düşünüldüğünü veya bu şirkete yeni ortak alınacağını bildirmiştir. Görüldüğü gibi şirketlerin işletme sermayeleri yetersizdir. İşletmeye devam edilebilmesi için sermayeye ihtiyaçları bulunmaktadır. Sermayenin nasıl sağlanacağının somut vakıalara dayanılarak tespit edilmesi gerekir.Hükme esas bilirkişi raporunda sermaye eksikliği giderilmesi ile ilgili olarak ileri sürülen hususların ciddi ve inandırıcılığı üzerinde durulmamıştır. Bu durumda mahkemece sermaye eksikliğinin giderilmesi ile ilgili projenin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı konusunda kayyum heyeti raporları da gözetilmek suretiyle yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.03.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y Y A Z I S I

Dava, iflasın ertelenmesine ilişkindir.
Yerel mahkeme kararının öncelikle aşağıda belirttiğim gerekçe ile bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun (1) nolu bentteki temyiz talebinin reddine ilişkin görüşlerine katılamıyorum.
Şöyle ki; Mahkemece davacı şirketlerin grup şirketler olduğu, bu nedenle birlikte dava açabilecekleri kabul edilmiş, sayın çoğunlukça “İHTİYARİ” dava arkadaşlığı bulunduğu kabul edilip HUMK.nun 45/3 maddesinde davaların biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde davaların birleştirileceği esas alınmıştır.
HUMK.nun 45.maddesi davaların birleştirilmesi ile ilgili olup, somut olayda ayrı açılan davaların, birleştirilmesi gibi bir durum söz konusu değildir.
Sorun iflasın ertelenmesi davasının ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerin sadece aynı gruba dahil olmaları nedeniyle birlikte iflasın ertelenmesi davası açılıp açılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Burada HUMK.nun 43.maddesinin bu davada uygulama yeri olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Anılan maddeye göre, birden çok kimseler ancak iki halde birlikte dava açabilirler. Bu haller şunlardır:
a)Davacıların dava konusu hak veya borç bakımından iştirak halinde bulunmaları veya ortak bir işlemle (yani müteselsilen, BK. m.141-148) hak kazanmaları ya da borç altına girmeleri;
b) Davanın her biri hakkında aynı sebepten doğması.
Somut olayda iflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Davacı şirketlerin aynı gruba dahil şirket olmaları iflasın ertelenmesi davasını birlikte açmalarına gerekçe yapılamaz. Şirketler arasında dava konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi, davanın her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Gerçekten de aynı sebep kavramı hem maddi vakıalar ve hem de hukuki sebepler bakımından ele alınmalıdır. (Bkz. ULUKAPI, Ömer, Medeni Usul Hukukunda Dava Arkadaşlığı, Konya 1991 , s.129). Davacıların iflasın ertelenmesi talepleri her bir şirketin mali durumlarının kötü olduğu ve iyileştirilebileceği sebebine dayalı ise de, mali durumun kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır. Özellikle iflasın ertelenmesi davasında iyileştirme koşullarının tesbitinde de ayrı ayrı vakıalar gözönüne alınacaktır.Davacı şirketler ayrı tüzel kişilikleri haizdirler. Buradan hareketle iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketlerin bilançolarında aktif ve pasif kalemleri ve buna paralel olarak borçları ve borçlu oldukları kimseler ile alacaklıları ve alacaklı oldukları kimseler farklıdır.
İflasın ertelenmesi davası niteliği, mahiyeti itibariyle aynı gruba dahil olsalar dahi ayrı tüzel kişiliği bulunan ayrı organları olan her bir davacı şirket için ayrı ayrı dava konusu yapılmalıdır.
Davanın reddi halinde talepte bulunan şirketlerin iflasına karar verileceğinden davanın her bir davacı şirket yönünden ayrılarak görülmesi ve sonuçlandırılması gerekir.
Nitekim Yüksek Yargıtay;
a)Bir iş yerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir.
(HGK. 18.4.1956 T/36-29; HGK 11.12.1951 4/177-135; HGK 3.10.1957 83/79 ve TD 11.3.1955 1366/1857).
b) Bir sigorta şirketinin değişik kişilerden sigorta pey akçesi alıp sigorta sözleşmesini yapması halinde bu kişilerin (pey akçesi verenlerin) verdikleri parayı geri alabilmek için sigorta şirketine karşı birlikte dava açamayacaklarına karar verilmiştir.
(TD 20.4.1961 1166/1278)
Anılan HGK. ve Daire kararlarından da anlaşılacağı üzere davacılarımızın aynı grup içerisinde olmaları, birlikte iflasın ertelenmesi davası açmalarına imkan vermez.
Nitekim Prof. Dr. Baki KURU’da Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3, Sh. 3351’de “HUMK.nun 43.maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK.m.156 vd) açılamayacağı” kanısında olduğunu bildirmiştir. Bu durum dahi ayrı borçlulara karşı birlikte iflas davası açılamayacağını gösterdiği gibi birden fazla borçlunun da birlikte hasımsız olarak iflasın ertelenmesi davası açılamayacağının göstergesidir. Çünkü iflasın ertelenmesi davasının reddi halinde davacıların iflaslarına karar verilmesi yasa gereğidir. O halde farklı tüzel kişiliğe sahip davacıların birlikte aynı davada iflasın ertelenmesi davası açmalarının mümkün olduğunun kabulü olanaksızdır.
Öte yandan; İİK.nun 179.maddesine göre “…şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir”. Madde metninin lafzi yorumundan da iflasın ertelenmesi talebinin ancak bir şirket veya kooperatif için ileri sürülebileceği açıktır. Kanun koyucu “şirketler” veya “kooperatifler” dememiş aksine “ŞİRKET” veya “KOOPERATİF” demek suretiyle davacının çoğul değil tekil olacağını göstermiştir. Bunun aksinin kabulü anılan yasa hükmüne aykırılık teşkil eder.
Davaların en ekonomik şekilde sürdürülüp sonuçlandırılması gerek Anayasanın ve gerek HUMK.nun emredici hükümleridir. Ne var ki, harca tabi davalarda harcın doğru biçimde hesaplanıp istek sahibinden alınması da şarttır. Birden fazla şirketin tek bir davada iflasın ertelenmesini isteyebileceklerinin kabulü, ayrı dava konusu yapılması halinde ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan da kaçınmalarına imkan verecektir. Harçlara ilişkin düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok tüzel kişinin aynı davada iflasın ertelenmesini istemelerine engel teşkil etmektedir.
Öğretide ve uygulamada iflas ve konkordato istemlerine ilişkin davaların münferiden açılması gerektiği düşüncesi hakimdir (KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C.III, Ankara 1993, S.2667). İflasın ertelenmesi davasında da bu görüşlere paralel davranılmalıdır. Zira, iflasın ertelenmesi davasının reddi gerektiğinde, bir diğer ifadeyle borca batıklığın tesbit edildiği ve iyileştirme projesinin uygun görülmediği hallerde mahkemece şirketin iflasına karar verilecektir.
İflasın ertelenmesi davasının sonuçlarından biri de iflasın açılmasıdır. Birden çok borçlunun iflası bir dava içinde istenemeyeceği gibi birden çok borçlunun iflasın açılması sonucunu doğuracak olan iflasın ertelenmesi davasını da birlikte açmalarına imkan bulunmamaktadır.
SONUÇ : Yukarıda açıkladığım nedenlerle yerel mahkeme hükmünün öncelikle bu gerekçelerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun (1) nolu bentteki görüşlerine katılamıyorum.