Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/10601 E. 2009/7187 K. 15.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10601
KARAR NO : 2009/7187
KARAR TARİHİ : 15.07.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tic.Mah.sıfatıyla)
Tarih : 30/07/2008
Nosu :380/244
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, dava dışı borçlu Tevfik Şahin ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefil sıfatı ile imzası bulunduğunu, bu kredi borcunun kredi borçlusu tarafından tamamen ödenmesinden sonra, dava dışı borçlu ile davalı banka arasında yeniden kredi ilişkisi kurulduğunu, bu yeni kredi sözleşmesinde müvekkilinin herhangi bir kefaleti olmamasına rağmen davalı banka tarafından müvekkili hakkında takibe geçildiğini, bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu belirterek müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının dava konusu takibe itiraz etmediği gibi borcu kabul ederek mal beyanında bulunduğunu, davalının kefil sıfatı ile müvekkili bankaya borçlu olduğunu, davanın haksız açıldığını öne sürerek reddi ile %40 tazminata hükmedilmesini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, dava dışı borçlu ile davalı banka arasında akdedilen 05.04.2004 tarih (90) sayılı kredi sözleşmesinde davacının kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu ve bu sözleşmeye ilişkin kredi borcunun ödendiği, daha sonra davadışı borçlu ile davalı banka arasında 06.12.2005 tarihinde (366) sayılı ayrı bir kredi sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin ilk sözleşmenin devamı mahiyetinde, limit artırımı niteliğinde bulunmayıp, yeni bir sözleşme olduğu, bu sözleşmede davacının herhangi bir kefaletinin bulunmadığı ve davalı bankaya borçlu olmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne davacının tazminat talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava dosyasında (2) ayrı kredi sözleşmesi örneği bulunmaktadır. Davalı bankanın takibinde hangi kredi sözleşmesine dayandığı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır.
Davacının 05.04.2004 gün (90) sayılı sözleşmede kefil olduğu 06.12.2005 gün (366) sayılı diğer sözleşmede ise bir kefaletinin olmadığı görülmüştür. Bu durumda, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde dava ve takip konusu borcun hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının tespiti önem kazanmaktadır. Zira kredi sözleşmelerinde borcun bir tarihte sıfırlanmış olması kefaleti sona erdirmez aynı sözleşmeye dayanılarak yeni bir kredi kullandırılmış ise bundan dolayı kefilin sorumluluğu devam eder. Mahkemece bu yönler üzerinde durulup yeterli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı banka yararına BOZULMASINA, bozma biçimine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 15.07.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.