YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10976
KARAR NO : 2009/4916
KARAR TARİHİ : 26.05.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 19/06/2008
Nosu : 2007/161-2008/305
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek. Av. … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin hayvan alım satımı ve besicilik ile uğraştığını, davalının hayvan alım satımında aracılık yaptığını, bu nedenle davalıya boş senet verdiğini, davalının koyun alım satımı yapmadığı gibi senetleri de iade etmediğini, ancak daha sonra senetleri doldurarak icra takibine giriştiğini belirterek icra takibine konu senet nedeni ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yanlar arasında hayvan alım satımından kaynaklanan ticari bir ilişkinin bulunduğunu ve senedin bu nedenle müvekkiline verildiğini, borcun ödenmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kanıt yükünün davalı yanın üzerinde olduğu, davalının da takibe konu senet nedeniyle alacaklı olduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu bononun keşidecisi davacı, lehtarı ise davalı olup, davacı bononun açık olarak keşide edildiği gibi bedelsizliğine de dayanmıştır.
TTK.’nun bonolarda da uygulama olanağı bulunan 592. maddesine göre açık bono düzenlenmesi mümkündür.
Bu halde senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ispatı HUMK.’nun 290. maddesine göre yazılı delillerle olmak kaydıyla davacı keşideciye aittir.
Hal böyle olunca, mahkemece açıklanan hususlar ve davacının davalıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, ispat külfetinin tayininde ve delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabul şekli itibariyle de, mahkemece gerekçe kısmında davanın reddine karar verilmişken, hüküm kısmında davanın kabulüne şeklindeki hüküm kendi içinde çelişkilidir. Bu durum HUMK.’nun 388/5. maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Anılan yasa hükmüne göre hüküm sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların şüphe ve tereddüt uyandırmaması gözetilmelidir. Bu yönlerin gözardı edilmesi de doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 625.00.-TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan alınarak, davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.