YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11341
KARAR NO : 2009/7150
KARAR TARİHİ : 15.07.2009
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarih : 05/08/2008
Nosu : 2007/2187-2008/1365
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalıya satılan beyaz çimento karşılığında faturaya dayalı olarak 5.523 TL alacağın tahsili için yapılan takibin vaki itiraz üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın % 40’ı oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında birden çok faturaya dayalı alışveriş olduğunu ve tüm malların bedelinin dilekçe ekindeki makbuzlara göre ödenmiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının savunmasında borcu ödediğini savunduğu ve bu nedenle ispat yükünün davalıya geçtiği, davalının ise ödeme savunmasını usulüne uygun şekilde ispatlayamadığı gibi yemin teklif etme hakkını kullanmadığı belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, 5.290 TL alacak üzerinden itirazın iptaliyle takibin devamına, davalının % 40 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda davacı vekili 13.7.2007 ve 1.8.2007 tarihli faturalara istinaden alacaklı olduğunu iddia etmekte olup, davalı vekili ise müvekkilinin satın aldığı tüm malzemelerin bedelinin ödeme makbuzları ve çek karşılığında ödendiğini savunarak bu konudaki belgelerini dilekçesine eklemiştir. Bilirkişi raporunda taraflar arasındaki açık hesap usulü ticari ilişkinin 30.3.2007 tarihi ile 21.10.2007 tarihleri arasında çok sayıda mal satımı şeklinde gerçekleştiği, belirtilen tarihler dışında bir ticari münasebetin bulunmadığı, en son 21.10.2007 tarihinde davalı tarafından 47.145.75. YTL ödemenin davacının defterinde kayıtlı olduğu belirtilmiştir. Bu durumda davalının yapmış olduğu ödemelerin faturaların hangisine tekabül ettiğinin tespiti mümkün görünmemektedir. O halde mahkemece, taraflar arasındaki açık hesap usulü gerçekleşen 13.7.2007 tarihi ile 21.10.2007 tarihleri arasındaki ticari ilişkiden doğan toplam davacı alacağı ile davalının yapmış olduğu toplam ödemeler arasındaki farkın da dikkate alınması suretiyle yeni bir ehil bilirkişi raporu alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.07.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.