Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/1225 E. 2008/2808 K. 21.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1225
KARAR NO : 2008/2808
KARAR TARİHİ : 21.03.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı … 3.İcra Mahkemesi’nce sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına ilişkin olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar ve davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İcra ve İflâs Kanunu’nun 142. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir.” Bu hükümle, sıra cetvelinde yer alan bir alacaklının diğer alacaklıların alacağının esas ve miktarına itiraz etmeleri düzenlenmiştir. Aynı maddenin 3’üncü fıkrasında ise, alacağın esas ve miktarına ilişkin olmayıp, sadece sıraya dair itirazlarda şikâyet yoluyla icra mahkemesine başvurulacağı belirtilmektedir.
1-Uyuşmazlık, davalının rehin hakkının olup olmadığı, var ise rehin hakkı ile temin edilen alacak miktarının ne kadar olduğu noktasında toplanmaktadır. Sıra cetveline itiraz davasında ispat yükü davalı alacaklıdadır. Davalı alacaklının takip konusu alacağının gerçek olduğunu ve miktarını usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir. Davacının davayı kazanması hâlinde davalının ispat edemediği miktardaki alacağının davacıya tahsisi gerekeceğinden, davacının sıra cetvelinin kaçıncı sırasında olduğu veya icra mahkemesinde sıraya dair şikayetinin kabul edilmesi ya da sırasının değiştirilmesi bu tür davalarda önem taşımaz. Bu nedenle Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin, mahkemece de uyulmasına karar verilen 18/12/2005 tarihli bozma ilamında, rehin sözleşmesinin temin edilerek, genel kredi sözleşmesinden doğan alacakların da temin edildiğine ilişkin bir kayıt bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Dosyada bulunan Bireysel Kredi ve Rehin Sözleşmesinin 2’nci maddesinde kredi limitinin 3.428.444.952. TL olduğu, aynı sözleşmenin 13’üncü maddesinde ise Bankanın doğmuş ve doğacak tüm alacaklarının rehin kapsamında bulunduğu belirtilmektedir. Bu itibarla, Bireysel Kredi ve Rehin Sözleşmesinde belirtilen limit dahilindeki alacağın rehinle temin edildiği, bu limiti aşan kısmın ise rehinle temin edilmediği ve dolayısıyla rehin hakkından yararlanamayacağı sonucuna varılarak bir hüküm tesis edilmesi gerekirken, davanın niteliği ile bağdaşmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.