YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12758
KARAR NO : 2009/1310
KARAR TARİHİ : 19.02.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili bankanın alacağının tahsili için giriştiği icra takibine davalıların garanti sözleşmesi yükümlerinden kurtulmak amacıyla itiraz ettiklerini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, “ davalıların sözleşmeye göre bulundukları taahhüdün kefalet olduğu, BK.nun 484.maddesi gereğince sözleşmede kefalet limiti gösterilmediğinden davalıların davacı bankaya borçlu bulunmalarının söz konusu olamayacağı” gerekçesiyle subuta ermeyen davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yerel mahkeme kararı Dairemizce “uyuşmazlığın 19.07.1996 tarihli garanti sözleşmesinden kaynaklandığı, zira taraflar arasında kredi kartı sözleşmesinden ayrı ve bağımsız bir “Garanti Sözleşmesi” akdedildiği, dava konusu 19.07.1996 tarihli bağımsız olarak düzenlenen “ Garanti Sözleşmesi” nin özellikle 1.ve 3.maddelerindeki açıklamalar gözetildiğinde sözleşmenin BK.nun 110.maddesi çerçevesinde bir garanti sözleşmesinin olduğunun kabulü gerektiği, garanti sözleşmelerinde kefalette olduğu gibi limit şartı bulunmadığı, kuşkusuz belirsizliğin garantisi olmaz ise de, somut olayda belirsizlikten bahsedilemeyeceği, çünkü davalıların garanti ettikleri borcun banka kayıtları üzerinde yapılacak incelemeyle belirlenmesinin mümkün olduğu, mahkemece sözleşmenin yorumunda ve delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece ilk kararındaki gerekçelerle bozma kararına karşı direnilip, davanın reddine karar verilmiş, direnmeye ilişkin hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca yapılan temyiz incelemesi sonucunda dava konusu sözleşmenin kefalet sözleşmesi olduğunun ve davalıların müteselsil kefil durumunda bulunduğunun kabulü gerektiği, her ne kadar taraflar arasındaki 19.07.1996 tarihli sözleşmede davalıların sorumlu tutulacakları azami miktar belirtilmemiş ise de dava dışı…ile davacı banka arasındaki 08.07.1996 tarihli “kredi kartı üyelik sözleşmesi” uyarınca verilen kredi kartı ile ilgili limit belli olduğuna ve dava konusu garanti sözleşmesinde de o sözleşmeye atıf yapıldığına göre 12.04.1944 tarih ve 14/13 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince kefaletin asli unsurlarından olan “limitin belirli olması” koşulunun da somut olayda gerçekleştiği gerekçesiyle direnme kararının yerinde olduğu belirtilmiş, ancak işin esasının yani davalıların davaya konu sözleşmedeki sorumluluklarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Her ne kadar anılan Hukuk Genel Kurul Kararında limit koşulunun somut olay bakımından gerçekleştiği belirtilmiş ise de, dosyaya sunulmuş olan sözleşmeler ve bunların eki niteliğindeki belgelerin hiç birinde limit bulunmadığı gibi sözleşme içeriğinden kullandırılacak kredi limiti de anlaşılmadığından Hukuk Genel Kurulu kararındaki bu saptamanın maddi hataya dayandığının kabulü gerekir. Maddi hata kazanılmış hak kuralının istisnalarından biridir.Hal böyle olunca somut olayda BK.nun 484.maddesinde öngörülen kefalet limiti koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararında isabetsizlik bulunmadığından hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 19.02 .2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.