Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/12766 E. 2009/1295 K. 19.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12766
KARAR NO : 2009/1295
KARAR TARİHİ : 19.02.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ihtiyati hacze itiraz davasının incelenmesi sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati hacze itiraz eden vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
İhtiyati haciz isteyen vekili, Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.12.2007 tarihli ilamında hükmedilen toplam 20.015.00.TL vekalet ücreti için ihtiyati haciz isteminde bulunmuş, talep uygun görülerek mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, ihtiyati haciz isteyenin de imzasını taşıyan 29.2.2008 tarihli sulh sözleşmesinin 1.maddesinin son cümlesine göre, ilama ilişkin olarak vekalet ücreti talep edilemeyeceğinin taraflar arasında kararlaştırılmasına rağmen, vekalet ücretine dayanılarak ihtiyati haciz talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında kanaat edinilmesi yeterli olup usul hukukuna göre tam bir ispat aranmayacağı, ihtiyati haczin maddi hukuka ilişkin olarak uyuşmazlığı sona erdirme amacı taşımayıp bireylere etkin hukukî himaye sağlamaya yönelik olduğu belirtilerek İİK’nın 265’inci maddesi kapsamında sınırlı olarak sayılan itiraz sebeplerine dayanmayan itirazın reddine karar verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili kararı temyiz etmiştir.
İİK’nın 258’inci maddesine göre alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeğe mecbur olup, mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. Mahkemenin borçluyu dinlemeden dahi ihtiyati haciz kararı verebilmesinin en önemli nedeni, duruşma açılması durumunda borçlunun mallarını kaçırarak, hakkında yapılacak takibin sonuçlarından kurtulmaya yönelik girişimlerinin önüne geçmek olup, borçlunun yasal savunma haklarının kısıtlanması ya da alacağın mevcut olmadığına ilişkin kendisinde bulunan delilleri göstermesine engel olunması değildir. İİK’nın 265. maddesinde şekli ve sınırlı olarak sayılan haciz sebeplerinden biri de alacağın varlığı konusunda hakimde kanaat oluşturacak delillerin gösterilmesi olup; borçlunun da buna karşılık kendisi dinlenmeden sadece alacaklının tek taraflı olarak sunduğu delillerle hâkimde oluşturulan bu kanaati değiştirmeye yönelik delilleri sunabileceği ve hakimin de duruşmalı olarak incelenen itiraz yargılamasında alacağın mevcut olup olmadığı konusundaki kanaatini yeniden değerlendirebileceği taraflar arasındaki eşitlik ilkesinin gereğidir. Hukukî uyuşmazlık söz konusu olduğunda alacağın varlığı veya yokluğu konusunda kanaat edinilmeye çalışılırken HUMK’un 288. vd. maddelerindeki ispata ilişkin hükümlerden yararlanılması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.
Somut olayda, ihtiyati hacze itiraz eden vekili, taraflar arasında vekalet ücreti istenmeyeceğine ilişkin ihtiyati haciz isteyenin imzasının da bulunduğu ve imzası da itiraza cevap dilekçesinde inkar edilmeyen sulh sözleşmesine dayanarak ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece bu itiraz İİK’nın 265’inci maddesi kapsamında olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde mahkemece, İİK’nın 265’inci maddesinde belirtilen “haciz sebepleri” arasında yer alan “alacağın varlığına kanaat edinilmesi” koşulu açısından itirazın incelenerek, alacağın varlığı konusundaki kanaatin devamı hâlinde itirazın reddine, aksi hâlde itirazın kabulüyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.