YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2963
KARAR NO : 2008/4426
KARAR TARİHİ : 25.04.2008
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki ihtiyati hacze itiraz davasının incelenmesi sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı ihtiyati hacze itirazların reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati hacze itiraz eden vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-5411 sayılı Bankacılık Kanununun 140,IV hükmüne göre, “Fonun, Fon bankalarının ve tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin, mahkeme ilâmını alması ve tebliğe çıkartması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmesi ve her türlü ihtiyatî tedbir, ihtiyatî haciz ve tehir-i icra taleplerinde teminat şartı aranmaz.” Bu hükümde teminat şartı aranmaması fon alacağının niteliğine bağlı bir istisna olarak değil, Fon tarafından yapılan talepler için Fona tanınan bir imtiyaz olarak düzenlenmiştir. Varlık Yönetim Şirketlerinin (Tasarruf Mevduat Sigorta Fonuna) Fona ilişkin ne tür yetkileri hangi koşullarda kullanabileceği aynı Kanunun 143,III hükmünde şu şekilde ifade edilmiştir: “Fonun en az yüzde yirmi hissedar olduğu varlık yönetim şirketleri, Fondan devraldığı alacaklarla ilgili olarak bu Kanunun 132 nci maddesinin sekizinci fıkrası ve 138 inci maddesinin beşinci fıkrasında Fona tanınan hak ve yetkileri kullanır.” Bu yetkiler arasında teminatsız ihtiyati haciz talep edilebileceğine ilişkin bir yetki (5411 S.K. m.140,IV) bulunmamaktadır. Borçlar Kanunu’nun 168’inci maddesinin 1’nci fıkrasına göre, “Alacağın temlikinde, temlik eden kimsenin şahsına has olanlardan maada rüçhan hakları ve diğer müteferri haklar dahil olur.” Dolayısıyla Fona tanınan yetkilerin, alacağın temliki ile alacağı temellük edene geçtiğinin kabulü mümkün değildir.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 259’uncu maddesine göre ihtiyati haciz isteyen alacaklı haczinde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları zarar için teminat göstermek zorundadır. Teminat, sadece borçlunun ihtiyati haciz nedeniyle uğrayacağı zararlar için değil, üçüncü kişilerin de uğrayacakları zarar için gösterilmelidir. Bu nedenle sözleşmede teminatsız ihtiyati haciz kararı verilebileceğine ilişkin bir hüküm bulunsa dahi teminat alınmadan ihtiyati haciz kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.