Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/3025 E. 2008/10695 K. 06.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3025
KARAR NO : 2008/10695
KARAR TARİHİ : 06.11.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 01/03/2007
Nosu :2006/143-2007/55

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine giriştiği icra takibinde borcun sebebi olarak “15.11.2002 tarihli … Bireysel Ürün ve Hizmet Paketi Başvuru Formu ve Sözleşmesi” nin gösterildiğini, bu sözleşmenin … adına düzenlendiğini, davacının yer almadığını, bu sözleşmeden sorumluluğu bulunmadığı gibi borcu kabul etmemekle birlikte davacının imzasının bulunduğu 29.03.2001 tarihli belgede garanti edilen (kefaletin) limitinin akdi kredi faiz oranının da bulunmadığını, bu belgenin garanti amacı ile değil kefalet amacıyla verildiğini bu suretle de bu belgeden dolayı da bankaya borçlu bulunulmadığını, talep olunan faizin de fahiş olduğunu, davalının haksız olarak mallarını haczettiğini belirterek, fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere icra takip dosyasında borcun sebebi olarak gösterilen 15.11.2002 tarihli sözleşmeden dolayı borçlu olunmadığının tespitine, haksız ve kötüniyetli olarak icra takibi ve hacizler yapılmış olduğundan % 40’ tan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra takibine süresinde itiraz edilmediğini, takibin kesinleştiğini, icra takibinin dayanağı olarak da sadece 15.12.2002 tarihli Bireysel Ürün ve Hizmet Paketi Sözleşmesi zikredilmiş olmakla beraber davacının kefil olduğu 29.03.2001 tarihli sözleşmenin de takip başlatılırken icra dosyasına konulduğu, önemli olanın sözleşmenin dosya içinde olması olduğunu, takip talebinde sözleşmeden bahsedilmemesinin icra takibi açısından önemli olmadığını, bu sözleşmenin icra dosyasına takip başlangıcında konulmaması halinde, bu sözleşmeyi sonraki aşamalarda icra takibinin dayanağı yapmaya imkanları bulunmayacağının, bankanın keşide ettiği ihtarnameye, hesap özetine itiraz etmeyen ve bu borcu kabul eden davacının bu aşamada borcu olmadığını iddia etmesinin haksız olduğunu, kötüniyetle hareket edilmediğini belirterek, davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.

../..
-sayfa 2-

Mahkemece, davalı bankanın borçlu hakkında 15.11.2002 tarihli sözleşmeye dayanarak icra takibine başladığı, ancak bu sözleşmede davacının yer almadığı, davacının yer aldığı sözleşmenin takibe dayanak yapılmayan 29.03.2001 tarihli sözleşme olduğu gerekçesiyle, icra takibine dayanak yapılan 15/11/2002 tarihli sözleşmeden dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, davacı hakkındaki takibin durdurulmasına, kararın kesinleşmesinden sonra takibin iptaline, takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması dikkate alınarak % 40 oranında tazminatın davalıdan alınıp, davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık banka kredi kartını da içeren bireysel ürün ve hizmet paketi sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 44/1. maddesi uyarınca “ bu kanunun uygulanmasıyla ilgili uyuşmazlıklarda kart hamilinin tüketici olması halinde 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’nun 22. ve 23. maddesi hükümleri uygulanır.” Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan davanın her safhasında re’sen gözetilebilir. Bu durumda mahkemece somut olayda görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu gözetilerek anılan yasa hükmü gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.