YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3352
KARAR NO : 2008/10655
KARAR TARİHİ : 06.11.2008
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 23/10/2007
Nosu :2007/90-2007/117
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin keşidecisi dava dışı…Ltd., alacaklısı ise yine dava dışı Veli … olan ve toplam tutarı 40.000 DM olan (3) adet bonoyu kefil sıfatı ile imzaladığını, senetlerin alacaklı Veli …’a ödenip teslim alındığını, ancak senetlerin iptal edilmeden davalının eline geçtiğini, senetteki ciro imzasının Veli …’a ait olmadığını, sahte imza ile davalının senetleri ele geçirdiğini ve takibe koyma ihtimali bulunduğunu belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu senetlerin dava dışı alacaklı Veli …’a ödenmediğini, müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu ve senetlerin takibe konulduğunu öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, dava konusu senetlerde davacının kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu, TTK.’nun 661/2. maddesi “Hamilin; cirantalar ile keşideciye karşı açacağı davalar müddetinde keşide edilen protesto tarihinden veya senette “Masrafsız iade olunacaktır.” Kaydı varsa vadenin bittiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle mururuzamana uğrar.” Hükmünü içerdiğini, senetlerin takibe konulmadan zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargılamanın devamı sırasında davacı vekili 25.10.2005 tarihli dilekçesi ile davanın TTK.’nun 661. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını öne sürerek zamanaşımı defi’de bulunmuştur. Davalı vekili, davacı tarafın bu yöndeki def’inin iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğunu öne sürerek bu duruma karşı çıkmıştır. HUMK.’nun 185/2. maddesi uyarınca davacı, davalının rızası olmadan davasını genişletemeyeceği gibi mahiyetini de değiştiremez.
Mahkemece bu yönler üzerinde durulup tartışılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.