YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3375
KARAR NO : 2008/10665
KARAR TARİHİ : 06.11.2008
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarih : 10/10/2007
No : 96-1013
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı bankanın kredi sözleşmesine dayalı olarak müvekkili aleyhine takibe geçtiğini, takibin haksız olduğunu, zira sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, müvekkili adına atılan imzanın dava dışı … … tarafından genel vekaletnameye dayanılarak atıldığını, bu vekaletname ile müvekkilini borçlandırıcı işlem yapılmasının mümkün bulunmadığını, kredi sözleşmesinde borçlu görülen dava dışı … Gıda Ltd. Şti. ortaklığından müvekkilinin 26.12.1996 tarihinde ayrıldığını ve durumun ilan edildiğini, dava dışı borçlu şirketinde iflas ettiğini öne sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesinde davacının kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu, davacı adına, sözleşmeyi vekaletnameye dayalı olarak oğlu dava dışı … … tarafından imzalandığı, davacının takipten yaklaşık 10 yıl sonra bu davayı açtığını,davacının şirket yan ortaklığından ayrılmasının sorumluluğunu etkilemeyeceğini, borçlu şirketin iflas etmesinin de davacıyı borçtan kurtaramayacağını öne sürerek davanın reddi ile % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı banka ile dava dışı borçlu şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesinde davalının kefil olduğu, sözleşmeyi davacı tarafından verilen vekaletnameye dayalı olarak oğlu … …’ ın imzaladığı, vekaletnamede kefilliğe ilişkin yetkinin mevcut olduğu, davacının şirket ortaklığından, sözleşme tarihinden sonra ayrıldığı bu nedenle sorumluluğunun devam ettiği, ayrıca dava dışı borçlu şirketin iflas etmiş olmasının (B.K. 487) maddesi uyarınca, davacının kefilliğini etkilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 06.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.