Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/3514 E. 2008/5513 K. 22.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3514
KARAR NO : 2008/5513
KARAR TARİHİ : 22.05.2008

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı iflasın ertelenmesine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili şirketin iflasın ertelenmesi talebinin kabul edilerek 29.12.2005 tarihinde iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verildiğini, sürenin 29.12.2006 tarihinden itibaren 1 yıl uzatıldığını, uzatma süresinin 29.12.2007 tarihinde dolacağını, davacı şirketin kredi borcu kalmadığını, … ve vergi borcu hariç takipli, davalının borcu bulunmadığını, … ile 5458 Sayılı Kanun uyarınca yeniden yapılandırma anlaşması yapıldığını, yapılandırma uyarınca ödemelerin düzenli olarak sürdürüldüğünü, 205.000.-YTL.lik yatırım yapıldığını, uzun süreden sonra şirketin ilk kez kâra geçtiğini, iflasın 1 yıl daha uzatılması halinde vergi ve … borçlarının tamamen ödeneceğini ileri sürerek 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iflasın ertelenmesi koşullarının devam ettiği, borca batıklık durumu tam olarak giderilememişse de gözle görülür biçimde iyileşmenin devam ettiği gerekçesiyle iflasın 1 yıl süreyle 2. kez ertelenmesine karar verilmiş, hüküm SGK vekili tarafından temiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, SGK Başkanlığı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 22.05.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

İflasın erteleme talebinin ilan edilmesi alacaklıların erteleme talebinden haberdar olmasını sağlamak içindir.
İlan konusunda Yüksek Dairemizin 17.03.2005 gün 11750/2789 Sayılı kararında “Sermaye şirketinin borçlarının muvazaalı olarak aktifinden fazla olması sonucunu doğuracak kötüniyetli davranışların önüne geçmek ve şirketin borca batık olup olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunup bulunmadığını, alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebinin İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmeli, ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesinin itiraz eden alacaklıların itirazlarının değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir” şeklinde ittihaz olunmuştur (… İflasın Ertelenmesi Ank.006 sh.107,108,109).
İlanın gerekli olduğu hususunun 3 ana grup değerlendirmenin yapılması bakımından gerekli olduğunu belirttiği, hemen göze çarpan emsal Yüksek Dairemizin kararı ışığındaki temel felsefemizin itirazların karşılanması hususu olduğunu görebiliriz. Bunu kanıtlayan emsal kararımızın Y.19.H.D. 21.04.2005 gün 2778 Esas, 4478 Karar ile ortaya çıkmaktadır.
İlan üzerine itirazların karşılanması gerekeceğinden ilan olmadan ve ertelemeyi yenilemek yeni bir taleple gelen sermaye şirketinin mevcut durumunu bilmeden bunu bilebilmek imkansız olmasına göre ertelemeyi yenileyenin yeniden ilan hususunu karşılaması gerekir. Zira alacaklıların menfaati de en az iflasın ertelenmesini talep eden borçlu sermaye şirketinin menfaati kadar korunmalıdır.
Bütün bu menfaatler sermaye şirketinin faaliyet göstermesinde ve iflasın ertelenmesinde işin içine girmektedir. Kanuni sistem borçlu ile alacaklının eşit olarak işlem görmesini sağlamaktır. İsviçre’de savunulan görüşe göre Isv İİK.nun m.192 ve Isv.B.K.nun m.725a özel hukuka ait hükümler olup, menfaatler denklemi, şirketin ve müstakbel alacaklılar da dahil alacaklıların menfaatlerine indirgenmelidir. Klasik teoriye göre, iflasın ertelenmesinde hakimin bakacağı ve dikkat edeceği husus, iflas ile iflasın ertelenmesi hallerinden hangisinin alacaklıların menfaatlerini en iyi şekilde gerçekleştirilebilen çözüm olduğudur. Fakat bugün ise hem alacaklıların hem de borçlunun eşit olarak dikkate alınmaları gerektiği savunulmaktadır (…19.20.93.sh.21.22 Prof.Dr…. İflasın Ertelenmesi 006.İst.sh.22.100.).
İflasın ertelenmesi sadece bir erteleme olup, bir cebri icra aracı değildir. Sermaye şirketinin durumu hakimin iflasın ertelenmesi kararıyla dondurulmuştur. İflasın ertelenmesi, belirli şartların yerine gelmesi halinde iflasın açılması kararının kanun tarafından ertelenmesidir. En önemli özelliği de geçici bir koruma tedbiri olup, alacaklıların şirketi iflasa götürmelerine geçici bir süre için engel olunmakta hakimin tayin edeceği süre içinde bu tedbirler yer alacağı belirtilmektedir. Demek ki iflasın ertelenmesi iflasa engeli olan ve ilgili tarafların menfaatlerinin asgari değil, azami ölçüde korumak isteyen adli bir tedbirdir.
İflasın ertelenmesi kararının en önemli etkisi, takiplerin durmasıdır. Nitekim İİK.nun madde 179/b.f.1. göre “erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 Sayılı kanuna göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur”.
Erteleme kararıyla birlikte takiplerin durması ve yeni takip yapılamaması kuralının uygulanması bakımından ortaya çıkan önemli sonuç şu olacaktır. Erteleme kararının bitimi ile
artık bu sonuç ortadan kalkacağından yeni bir erteleme talebinin ilanından alacaklıların müttali olması gerekmekte ve menfaatler dengesi bunun daha adil olduğunu da göstermektedir (… a.g.e.sh.124, 112, 114).
Bu bağlamda;
İlanın yeni bir erteleme talebinde yeniden yapılması gizenmeyen bir durumun netleşmesi ve iyiniyet kurallarına uygun davranan sermaye şirketinin objektif davrandığını denetlemek sonucunu doğuracaktır.
Sayın çoğunluğun saygın olan ve yeni bir iflasın ertelenmesi talebinde yeniden İİK.nun 166/2. maddesine göre ilan yapılmayacağına dair görüşüne; ilanın yapılması gerektiğine dair karşı oyumdur.