Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/3637 E. 2008/10765 K. 10.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3637
KARAR NO : 2008/10765
KARAR TARİHİ : 10.11.2008

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 24/10/2007
Nosu :2007/508-2007/725

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili fona devredilen banka ile davalı arasında kredi kartı üyelik sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme hükümlerine aykırı davranması sonucu hesabın kat edildiğini, ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, temerrüt faizinin fahiş olduğunu, borç miktarı konusunda mutabakat sağlanmadığını ve alacağın likit olmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davalının takibe itiraz ettiği, daha sonra 4822 sayılı Yasa uyarınca süresi içerisinde davacı bankaya müracaat ettiği, bu itibarla itirazın iptali davasının yasa gereği borç tespiti davasına dönüştüğü gerekçeleriyle davalının davacı bankaya başvuru tarihi olan 03.04.2003 itibariyle 6.025.60 YTL borçlu olduğunun tespitine ve 03.04.2003’ten başlayacak (12) aylık her bir taksit bedelinin 502.13 YTL olduğunun ve taksitin bir günlük gecikme faizinin 4,12 YTL bulunduğunun tespit ile davalının takibe vaki itirazının bu koşullar ve sınırlar içinde iptaline, başvurudan sonra ödeme yapıldığı takdirde icra müdürlüğünce infazda nazara alınmasına ve 4822 sayılı yasa gereği % 40 icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi uyarınca davacı bankaya başvurmuş ve davacı tarafından bu talep doğrultusunda bir ödeme planı hazırlanarak davalıya gönderilmiş ise de, davalının bu ödeme planını imzalamadığı anlaşılmıştır. Yargılama sırasında anılan yasa hükmü uyarınca bilirkişiye inceleme yaptırılmış ve bilirkişi tarafından hazırlanan ödeme planı hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm oluşturulmuştur.

../..
-sayfa2-

Her ne kadar davalı tarafından bir miktar borcun ödendiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmakta ise de, 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi uyarınca düzenlenen bilirkişi raporunda öngörülen ödeme planında gösterilen taksitlerin ödenmemesi halinde belirtilen yasa hükmünden yararlanma olanağı ortadan kalkar. Nitekim 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 sayılı Yasanın geçici 4. maddesinde de bu doğrultuda hükümlere yer verilmiş ve taksitlerden birinin ödenmemesi halinde borçlunun yasa ile kendisine tanınan haklardan yararlanamayacağı hükme bağlanmıştır.
O halde mahkemece, bu yönler üzerinde durulup 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi gözetilerek temerrüt tarihi itibariyle saptanacak borca bilirkişi incelemesinin yapılacağı tarihe kadar % 50 faiz uygulanarak bulunacak toplam miktarın on iki eşit takside bölünmesi suretiyle ortaya çıkacak ödeme planına göre ödemede bulunması hususu davalı borçluya ihtar edilerek sonucunun beklenmesi, ödemelerin eksiksiz ve aksatılmadan tamamlanması halinde davanın konusuz kalacağının gözetilmesi, taksitlerden birinin ödenmemesi halinde ise yargılamaya devam edilerek İİK.’nun 67/1. maddesi çerçevesinde deliller değerlendirilmek suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,10.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.