Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/3985 E. 2008/11467 K. 25.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3985
KARAR NO : 2008/11467
KARAR TARİHİ : 25.11.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 11.12.2007
Nosu :1014/713
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin cezaevinde olduğunu bilen davalının kötüniyetli olarak müvekkili aleyhine bonoya dayanılarak icra takibine giriştiğini, ödeme emrinin tebliğinin ve hacizlerin usulsüz bulunduğunu, istenilen %96 reeskont faizi oranının (16/05/2000 ödeme tarihi itibariyle) fazla olduğunu, bu oranın %60 olması gerektiğini ileri sürmüş ve %60 ticari faiz oranı üzerinden hesap yapılarak fazla faiz isteminin yerinde olmadığına, %40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının esasen ödeme emrinde yer alan faiz oranı ve miktarına itiraz ettiği, takip bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü takip olduğu için borçlunun faize itirazlarını ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 günlük yasal süre içinde şikayet yoluyla ileri sürmesi gerektiği, davacı-borçlu takipten 18/04/2003 tarihinde haberdar olduğunu ileri sürdüğüne ve yasal süre içinde borca ve faize itiraz etmediğine göre iş bu davaya konu faiz oranı ve miktarının kesinleştiğini, alacaklının kötüniyetle takip yaptığına dair delil de sunulmadığı gerekçeleri ile hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, İİK. 72. maddesine dayalı menfi tespit davasıdır.Davacının aleyhindeki takibe süresinde itiraz etmemiş olması takip hukukuna ilişkin bir takım sonuçlar doğurur ise de, icra takibinde talep edilen faiz miktarı ile faiz oranının maddi hukuk kuralları çerçevesinde menfi tespit davasına konu edilmesine engel teşkil etmez.Mahkemece bu yönler üzerinde durulup iddia ve savunma çerçevesinde gerekli araştırma ve incelemeler yapıldıktan sonra uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.