Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/5334 E. 2009/1213 K. 17.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5334
KARAR NO : 2009/1213
KARAR TARİHİ : 17.02.2009

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Dava, ticari satıştan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı, taraf duruşmalara katılmadığı gibi cevap dilekçesi de vermemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin 9.980.26.-YTL. üzerinden takipten itibaren % 25 oranını aşmamak koşulu ile değişen oranlarda reeskont faizi uygulanmak suretiyle devamına, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinin ve ilk duruşma gününün davalı şirkete tebliği için gönderilen tebligat evrakına davalının ismi “Perteks” olduğu halde “… şeklinde yazılmış ve muhatabın gösterilen adreste tanınmadığından ve muhtar kayıtlarında da rastlanmadığından bila tebliğ geri döndüğü ve sonraki tebligatların 7201 Sayılı Yasa’nın 35. maddesine göre gerçekleştirilmiş olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır. Oysa icra takip dosyasından çıkarılan ödeme emrinin davalı şirkete aynı adreste usulen tebliğ edilmiş olduğu görülmüştür. Davalı vekili, şirket isminin tebligat evrakına hatalı yazılmasından dolayı tebligat yapılamadığını, doğru isim yazılmış olsa idi daha önce olduğu gibi tebligat yapılmasının mümkün bulunduğunu temyiz sebebi olarak ileri sürmüştür. Tebligat evrakının arkasına düşülen şerhden de anlaşıldığına göre şirket isminin yanlış yazılmış olması nedeniyle o isimde bir şirketin tanınmadığından söz edilerek tebligat evrakı bile tebliğ iade edilmiştir. Hal böyle olunca somut olayda dava dilekçesi ve ilk duruşma oturumunun davalıya usulüne uygun biçimde tebliğ edildiğinin kabulü doğru görülemez. Bu hal, savunma hakkının kısıtlanmasına yol açan esaslı bir usul hatası olduğundan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aslı gibidir.