YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5406
KARAR NO : 2009/1459
KARAR TARİHİ : 24.02.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, icra takibine konu edilen bonoda müvekkili …’nun imzasının bulunmadığını, icra zorlaması altında müvekkilinin abisi diğer davacı …’nun icra kefili olduğunu, kefaletin asıl borca bağlı bulunduğunu ileri sürmüş ve müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı …’nun haciz sırasında borcu kabul ettiğini, kefil sıfatı ile senedi imzaladığını belirttiği, diğer davacının icra kefili olduğunu belirterek davanın reddi ile % 40 tazminatın tahsilini istemiştir.
Mahkemece takibe konu bonodaki imzaların davacılara ait olmadığı Adli Tıp Kurumu Raporu ile belirlendiğinden davanın kabulüne, icra dosyasında borçlu bulunulmadığının tespitine, cebri icra tehditi altında ödenen miktarların ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu senette … ismi yanındaki imzanın bu şahsa ait olmadığı, ceza davasının yargılaması sırasında alınan Adli Tıp Raporu ile saptanmış ise de, davacı … hakkındaki kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibinin kesinleşmesi üzerine gerçekleştirilen haciz sırasında tanzim edilen 01.08.2002 tarihli haciz tutanağında adı geçenin “ben borcu kabul ediyorum. …’ye ben kefil olarak imza ettim. Esas borçlu …tir.” şeklinde beyanda bulunup tutanağı imzaladığı ve aynı takipten dolayı daha sonra tanzim edilen 10.01.2003 tarihli haciz tutanağında ise davacı …’nun diğer davacı …’nun bu icra takibi nedeniyle oluşan borcuna icra kefili olmayı kabul ve taahhüt ettiği ve tutanağı imzaladığı icra dosyası içeriğinden anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacıların haciz sırasında haciz tutanağına geçirilen bu beyanları üzerinde durulup tartışılarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu yönler irdelenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.