Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/5692 E. 2008/7359 K. 01.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5692
KARAR NO : 2008/7359
KARAR TARİHİ : 01.07.2008

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Dava, taşıt kredisi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik davalı kefilin itirazının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı tarafın icra takibindeki yetki itirazı yerinde görülmemiş, alacağın kaynağı olan sözleşmenin tüketici kredisi niteliğinde bulunduğu, kredi kullanan asıl borçlunun … olduğu, davalı şirketin sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı yasanın 10. maddesi gereğince tüketici kredisine kefaletin B.K.da belirtilen adi kefalet hükümlerine tabi olduğu, asıl borçluya başvurulup borcun tahsili için tüm yollar denenmeden kefilden borcun ifasının istenemeyeceği, ancak asıl borçludan tahsilin mümkün olmaması halinde şahsi teminat veren kefilden tahsilin talep edilebileceği, davalı hakkındaki davanın henüz dava şartı oluşmadan açıldığı gerekçeleriyle reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki tüketici kredisi sözleşmesi 1994 tarihinde imzalanmış ve bu sözleşmeden kaynaklanan alacak nedeniyle 2001 tarihinde icra takibine girişilmiştir. Belirtilen tarihler itibariyle henüz 4077 sayılı yasanın 10. maddesinde değişiklik yapan ve adi kefalet hükmünü getiren 4822 sayılı yasa yürürlüğe girmemiştir. Anılan yasa ile getirilen hükümlerin geçmişe şamil olacağı konusunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu itibarla 4822 sayılı yasa ile 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10. maddesine yerleştirilen adi kefalete ilişkin hükmün somut olay bakımından uygulanabilirliği yoktur. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.07.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.