Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/6001 E. 2009/396 K. 26.01.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6001
KARAR NO : 2009/396
KARAR TARİHİ : 26.01.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih :

Taraflar arasındaki ipoteğin kaldırılması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı ipoteğin kaldırılmasına yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince temyiz edilmiş ise de, bu istemin süresinde olmadığı gerekçesiyle mahkemece ek kararla reddedilmiş ve yeniden temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Dava, borcun ödendiği iddiasıyla davacı taşınmazı üzerine konulan ipoteğin kaldırılması davasıdır.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, Kars ili Kağızman İlçesi … Mahallesi … Cad. Mevki 330 ada 2 parsel üzerine Türkiye …………..lehine konulan ipoteğin KALDIRILMASINA, mahkeme veznesine depo ettirilen 499.25 YTL’nin kararın kesinleşmesini müteakip davalı … A.Ş.’ne ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiş, mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmiş, iş bu kararda davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
1-Her ne kadar davalı yargılama sırasında vekille temsil edilmemiş ise de, yerel mahkeme kararı henüz tebliğe çıkarılmadan önce 12.11.2007 tarihinde davalı vekili sıfatıyla vekaletnamesini dosyaya ibraz edip tavzih talebinde bulunmuştur. Artık bu tarihten sonraki işlemlerin vekile tebliğ edilmesi Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi hükmü gereğidir. Zira, anılan Yasa hükmüne göre, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Oysa, hüküm 30.11.2007 tarihinde davalı asile tebliğe çıkarılmış ve 04.12.2007 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Bu durumda, Tebligat Yasası’nın 11. maddesi hükmü gözetilmeden yapılan tebligat işleminin usulsüz olduğunun ve vekile de tebligat yapılmamış olduğundan davalı vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinin süresinde bulunduğunun kabulü gerekir. O halde, mahkemece aksi düşüncelerle verilen temyiz isteminin reddi kararının kaldırılması ve işin esasının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.

2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, hükme esas alınan bilirkişi raporu ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmamaktadır. Mahkemece, iddia ve savunma çerçevesinde konusunda uzman bir bilirkişiye yeniden inceleme yaptırılarak tarafların karşılıklı itirazları da gözetilmek suretiyle ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de 5411 sayılı Bankacılık Yasası’nın geçici 13. maddesi yollamasıyla, aynı kanunun 140. maddesi uyarınca davalı bankanın harçtan muaf olduğu gözetilmeden, harçla sorumlu tutulması isabetsizdir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin kararın kaldırılmasına, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.