Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/759 E. 2008/7378 K. 03.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/759
KARAR NO : 2008/7378
KARAR TARİHİ : 03.07.2008

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesipt davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de miktar itibariyle bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı şirket tarafından dava dışı borçlu şirket aleyhine girişilen Beykoz 1.İcra Müdürlüğünün 2005/514 sayılı dosyasından müvekkili şirkete İİK’ nun 89/1.maddesi uyarınca 1.haciz ihbarnamesi gönderildiğini ihtarnameye süresi içinde cevap verilip, müvekkilinin dava dışı borçlu şirkete borcu olmadığı gibi tam tersine alacaklı olduğunun bildirildiği daha sonra aynı borçlunun alacaklarına haciz konulması amacı ile İstanbul 3.İcra Müdürlüğünün 2005/5125 sayılı icra dosyasından müvekkiline 1. haciz ihbarnamesi gönderildiğini, bu dosyaya cevap verilirken yanlışlıkla dava dışı borçlu şirketin müvekkili şirketten alacaklı olduğunun bu dosyaya bildirildiği, bu yanlış cevap dilekçesi üzerinden gidilerek Beykoz 1.İcra Müdürlüğünün 2005/514 sayılı dosyasından müvekkiline bildirimde bulunulduğu her iki dosyaya maddi hata yapıldığının bildirilmesine rağmen müvekkiline 89/3.haciz ihbarı yapıldığı, bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu belirterek müvekkilinin Beykoz 1.İcra Müdürlüğünün 2005/514 sayılı dosyası ile davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin Beykoz 1.İcra Müdürlüğünün 2005/514 sayılı icra dosyasına verdikleri ilk cevapta, dava dışı borçlu şirketin alacaklı olmadığını ifade etmesine rağmen akabinde verdikleri ikinci dilekçede borçlu şirketin kendilerinden alacağı olduğunu kabul ettikleri ve ayrıca İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2005/5125 sayılı dosyasına verdikleri dilekçede de dava dışı borçlu şirketin kendileri nezdinde alacaklı olduğunu ikrar ettiklerini belirterek davanın reddi ile %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı şirketin takip borçlusu dava dışı şirket aleyhine girişilen takip sonucu İİK’ nun 89.maddesi uyarınca kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine verdiği cevapta takip borçlusunun kendilerinden alacaklı olduğunu beyan ettikten sonra ikinci bir dilekçe verip, dava dışı şirketin kendilerinden alacaklı değil borçlu olduğunu ifade ettiği, ancak davacının ilk dilekçedeki beyanını değiştiremeyeceği, bu miktarı icra dosyasına yatırdıktan sonra, takip borçlusuna sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca dava açabileceği İİK’ nun 89.maddesinde düzenlenen menfi tespit açma koşullarının
somut olayda gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddi ile davalı yararına %40 tazminata karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili kendilerine gönderilen 2.haciz ihbarı üzerine 26.05.2005 tarihli dilekçeleri ile dava dışı borçlu şirketin kendilerinden alacaklı değil tam tersine 2.981.22 YTL borçlu olduğunu ifade edip, itirazda bulunmuştur. İİK’ nun 89/3.maddesi “…ikinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması aksi taktirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslimie zorlanacağı bildirilir….” hükmünü içermektedir.Hal böyle olunca mahkemece, ikinci haciz ihbarnamesine itiraz edilmiş olmasına rağmen davacıya 3.haciz ihbarnamesi çıkarılmasının yerinde olup olmadığı tartışılıp irdelenmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.07.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.