YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7672
KARAR NO : 2009/3238
KARAR TARİHİ : 16.04.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı … Ltd.Şti. arasında yapılan kredi kartı üyelik sözleşmesini davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, alacağın tahsili için yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kefil olarak sorumluluğunun sözleşme tarihindeki 1.500.000.000 TL limitte sınırlı olduğunu ve bu tutarı ödemeyi kabul ettiğini beyan ederek davanın kısmen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacı banka ile dava dışı şirket arasında Business Card Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi imzalandığı, davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 24/son maddesi gereğince, kredi kartı kullanımındaki kefaletin Borçlar Kanunu’nda belirtilen adi kefalet hükümlerine tabi olduğu, asıl borçluya başvurulup borcun tahsili için tüm yollar denenmeden kefilden borcun ifasının istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık ticari nitelikteki Kurumsal Kredi Kartı Sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Sözleşme 18.03.1999 tarihli olup 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anılan yasa hükümlerinin geçmişe uygulanacağı konusunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.
Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin 5464 sayılı Yasa’nın 24.maddesine dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi aynı yasanın 43.maddesi uyarınca bu Kanununu 24.maddesinin tacirlere verilen Kurumsal Kredi Kartları hakkında uygulanamayacağı yönündeki hükmün gözetilmemiş olması da kabul şekli itibariyle isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı banka yararına BOZULMASINA, 16.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.