YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7877
KARAR NO : 2009/3395
KARAR TARİHİ : 20.04.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine karşı davalı garantörlerin yaptıkları itirazların iptali istemine ilişkindir.
Davalılar vekilleri, müvekkillerinin adi kefil durumunda bulunduklarını, sözleşmede sorumlu olunan limitin belirlenmediğini, hesap özetinin tebliğ edilmediğini, asıl kredi kartı borçlusu hakkında icrai işlemlerin devam etmediğini, menfaatleri olmadan kefalet iradesi ile sözleşmeyi imzaladıklarını belirterek davanın ayrı ayrı reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalılar her ne kadar kredi kartı sözleşmesinde garantör yazılmışlarsa da kredi sözleşmesinde belirlenen garantörlük kelimesinin aslında adi kefalet olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun görüşü de bu doğrultuda olduğundan, 5464 sayılı Kanun’un 24/4 maddesi gereğince davalıların B.K. hükümleri gereğince adi kefalet hükümleri uygulanacağından, asıl borçluya karşı kanun yolları tüketilmeden kefillere gidilemeyeceğinden davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı banka vekilince temyiz edilmiştir.
01/03/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun geçici 3. maddesinde bu kanunun kapsamındaki kart çıkaran kuruluşların faiz hesaplamalarına ilişkin uygulamalarını 3 ay, diğer uygulamalarını ise 1 yıl içerisinde bu kanun hükümlerine uygun hale getirmek zorunda oldukları hükme bağlanmıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere, önceki uygulamaların kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl süresince uygulanmasına engel bir hal bulunmamaktadır. Bunun yanında, dava konusu kredi kartı sözleşmesi ve hesap kesim tarihi 5464 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önceki tarihleri taşımaktadır. Yasanın 24. maddesinde öngörülen adi kefalete ilişkin hükümlerin geçmişe şamil olacağı yolunda yasal bir düzenlemeye de rastlanılamamıştır. O halde mahkemece anılan yasa hükmünün somut olay bakımından uygulanamayacağı gözetilmeden yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.