Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/851 E. 2008/7437 K. 03.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/851
KARAR NO : 2008/7437
KARAR TARİHİ : 03.07.2008

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki karşılıklı-itirazın iptali menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı-karşı davalı vekilince duruşmalı, davalı-karşı davacı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek.Av. … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, taraf vekillerinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı-karşı davacı yararına takdir edilen 550.00.YTL duruşma vekalet ücretinin, davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya ödenmesine, fazla ödenen peşin harcın istek halinde iadesine, 03.07.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY YAZISI-

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, somut olayda …’ in koşullarının oluşup oluşmadığı ve sözleşmenin BK.nun 19, 20. maddelerine aykırılık oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre somut olay bakımından …’in koşullarının gerçekleşmediği, tarafların davalı bankanın ilan edip kamuya duyurduğu gecelik faiz oranları üzerinden serbest iradeleriyle sözleşme yapmaları nedeniyle BK’ nun 19 ve 20. maddelerinin de somut olayda uygulanabilirliğinin bulunmadığı, bu nedenlerle asıl davanın kabulü gerekirken reddedilmesinin isabetsiz olduğunu düşündüğümüzden sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşlerine katılamıyoruz.