Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/9311 E. 2009/5264 K. 03.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9311
KARAR NO : 2009/5264
KARAR TARİHİ : 03.06.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, davalılardan …’ın diğer davalı …’a yaptırdığı iki adet rampa vasıtasıyla müvekkiline Likit Doğal Gaz (LNG) satımında bulunduğunu, müvekkili ile … arasında akdedilen LNG Alım Satım Sözleşmesi’nin ilgili maddesi uyarınca müvekkilinin davalı …’a yaptığı yatırım nedeniyle katkı payı ödeme yükümlülüğü bulunmakta ise de, davalı …’ın fahiş şekilde 61.615.-YTL. katkı payı hesapladığını ve bu bedelin müvekkilinden talep edildiğini, oysa değişik iş tespit dosyası ile yaptırılan inceleme sonucu anılan raporda katkı payı tutarının 17.292.-YTL. olarak saptandığını belirterek, müvekkilinin ödemesi gereken rampa katkı payı tutarının 61.615.-YTL. olmayıp, 17.292.-YTL. olarak tespitine ve bu tutarın ödenmesi halinde müvekkilinin davalılara başkaca borcunun olmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde talep edilen rampa katkı payı bedelinin sözleşme hükümlerine ve yasal mevzuata uygun olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, uyuşmazlığa konu edilen rampa katkı payı bedeline ilişkin hesaplamanın nasıl yapılacağının taraflar arasında akdedilen sözleşmeyle belirlenmiş olduğu ve hakimin sözleşmeye müdahalesini gerektirecek haklı bir durumun da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık rampa katkı payı bedelinden kaynaklanmaktadır. Mahkemece davalıların talep edebileceği rampa katkı payı bedelinin ve davacının sorumlu olacağı miktarın saptanması yönünden HUMK.nun 275. maddesi hükmü gözetilerek konusunda uzman bir bilirkişiden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, deliller hep birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.