YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9553
KARAR NO : 2009/5225
KARAR TARİHİ : 03.06.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalılardan … vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak müvekkili şirketin davalıya mal gönderip teslim ettiğini, ancak fatura bedellerinin ödenmediğini, dava dilekçesinde davalı …’in davalı şirket adına mal bedellerine karşılık kefil olduğunu bildirmiş, ise de yargılama aşamasında davalı …’in 3. Kişinin fiilini taahhüt eden durumunda olduğunu bildirerek alacağın tahsili için girişilen icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacı tarafından teslim edilen malların neredeyse tümüne yakın kısmının niteliğine uygun olmayan, arızalı ürünler olup, söz konusu arızaların teslimattan sonra müvekkili tarafından tespit edildiğini, davacıya yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin zararları nedeniyle davacıdan tazminat alacağı bulunduğunu savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Davalı … vekili, ticari ilişkinin davacı ile diğer davalı şirket arasında kurulduğunu, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen müvekkil tarafından verildiği iddia edilen kişisel kefalete ilişkin belgedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin hiçbir şekilde söz konusu kişisel kefalet belgesini imzalamadığını, müvekkilinin davacı tarafın varlığını iddia ettiği alacaktan hiçbir şekilde sorumlu olmadığını savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davacının dava konusu ticari ilişki kapsamında, davalı ödemeleri de mahsup edilerek davalıdan 1.101.526.70 $ ve 1.507.58 Euro alacaklı olduğu, ancak takipte 1.096.837.16 $ asıl alacak ve işlemiş faiz talebinde bulunmuş olmakla davacı tarafın bu talebiyle bağlı sayıldığı, davalı borçlunun takiple temerrüde düştüğü, alacağın likit bulunduğu, diğer davalı … ise, kefilin mesul olacağı belirli bir miktar gösterilmediğinden borçtan sorumlu olmadığı gerekçesi ile davalı şirket aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davalı … hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
06.02.2004 tarihli “kişisel kefalet” başlıklı belgede her ne kadar davalı …’in kişisel kefaletinden söz edilmiş ise de, sözleşmelerin yorumlanmasında kullanılan söz ve deyimlere değil, tarafların … iradelerine bakılması gerekir (B.K.mad. 18). Bu itibarla anılan sözleşmenin B.K.’nun 110. maddesinde düzenlenen 3. kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi olup olmadığı hususunun mahkemece tartışılıp, değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde iadesine, 03.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.