YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10079
KARAR NO : 2010/6645
KARAR TARİHİ : 31.05.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili banka ile dava dışı … arasında akdedilen tatil kredisi sözleşmesinde kefil olduğunu, çekilen ihtara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle yapılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu bildirerek itirazın iptali ile takibin devamına, %40’tan aşağı olmamak üzere inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, kefalet sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olduğunu, sözleşmeye iyiniyetli olarak kefil olduğunu, asıl borçlunun ödeme gücünün daha iyi olduğunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10/3.maddesi gereğince kefaletin adi kefalet olarak kabul edilip, borcun öncelikle asıl borçludan tahsili gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davalının, davacı banka ile asıl borçlu arasında imzalanan tüketici kredisi borçlanma ve rehin sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, diğer fer’i alacaklar konusunda da asıl borçlu gibi sorumlu olmayı kabul ettiği, icra takibinin de asıl borçlu ve davalı için birlikte yapıldığı, takip konusu alacağın kefalet limiti içinde kaldığı, kefilin kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olacağından ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü tarih itibariyle hesaplanan bilirkişi raporuna itibar edildiği, alacağın varlığı ve miktarının davalının sözleşmedeki sıfatı nazara alınarak yargılama sonucu belinlendiğinden tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 4.638.71.-TL alacak üzerinden devamına, tazminat taleplerinin reddine, asıl alacağa icra takip talepnamesindeki yıllık faiz oranının uygulanmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, tüketici kredisinden kaynaklanmaktadır.
Tüketici kredisi, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10.madesinde düzenlenmiş, aynı yasanın 4822 sayılı kanunla değişik 23.maddesinde ise, “Bu kanunun uygulanmasıyla ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılacağı” hükme bağlanmıştır.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetileceğinden mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.