YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10117
KARAR NO : 2010/6689
KARAR TARİHİ : 31.05.2010
Mahkemesi :Asliye HukukMahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine, müvekkilinin lehdarı olduğu senede dayalı olarak takip başlattığını, takibe konu senette müvekkilinin cirosu bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını, davalı ve arkadaşlarının ısrarı üzerine müvekkilinin evlendirilmek istendiğini, müvekkilince davalı ve arkadaşlarına verilen paranın karşılığı olarak müvekkiline verilen 20.11.1997 tanzim, 20.12.1998 vade tarihli senedin müvekkilinden zorla alınarak takibe konulduğunu belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, senedin iadesine ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacıya 1998 yılı 5.ayında 2.500.000.000.-TL. değerinde küçükbaş hayvan sattığını, 1.200.000.000.-TL.peşin aldığını, bakiye kısım için takibe konu senedin ciro edilerek verildiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere, Adli Tıp Kurumu raporu ve ceza dosyası kapsamına göre, davaya konu senedin arka yüzündeki ciro imzasının davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği, senedin davalı elinde bulunduğu, davalının yetkili ve iyiniyetli hamil olduğu, ceza davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği, ceza dosyasında davalının davacıyı evlenme vaadi ile dolandırdığının, parasını aldığını ve dava konusu senedin de bu nedenle düzenlenmiş olduğunun saptanamadığı ve davacının yemin teklif hakkını kullanmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece imza yönünden Adli Tıp Kurumu’ndan alınan rapor hükme dayanak yapılmış ise de, davalı tarafından söz konusu rapora itiraz edilmiştir. Davaya konu senedin keşide tarihi öncesi ve yakın zamanları da kapsayan yeteri kadar davacı imzaları da toplanmak suretiyle yeniden bir bilirkişi kurulundan senetteki ciro imzasının davacıya ait olmadığı konusunda rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.