YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10966
KARAR NO : 2010/9049
KARAR TARİHİ : 15.07.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, tarafların paslanmaz çelik hurda katı … 304 cinsi malı birim fiyatı 1.570 (USD M TON) dan 624.000 kg. alımı konusunda anlaştıklarını, alım konusu malın toplam değerinin 979.680.00.-USD olduğunu, davalı şirketin 5.4.2006 tarihli faturayı davacı şirkete gönderdiğini, müvekkili şirketin de anlaşma gereği satış bedelinin % 10’u olan 97.968.00 USD’yi davalı şirketin banka hesabına yatırdığını, müvekkili şirketin tüm taahhüt ve sorumluluklarını yerine getirmesine rağmen davalı şirketin kısa bir süre sonra ani fiyat artışları olduğunu, malı gönderemeyeceğini, gönderdiği takdirde büyük zarara uğrayacağını bildirerek, peşinatı iade ettiğini, ancak müvekkili şirketin davalı tarafça yaptığı anlaşmaya güvenerek 6.4.2006 tarihinde dava dışı 3.bir şirketle 600 ton mal satışı yükümlülüğüne girip,ton başına 1.630 USD’ye anlaştığını, davalı şirketin taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine müvekkili şirketin aynı malı 2.700 USD’den almak zorunda kaldığını ve zarara uğradığını iddia ederek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 145.000.-YTL.alacağın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının iddia ettiği gibi, taraflar arasında tamamlanmış bir alım satım ilişkisi bulunmadığını, davacının bahsettiği ve fatura olduğunu iddia ettiği 5.4.2006 tarihli belgenin müvekkili şirket yetkilisinin imzasını taşımadığı gibi, herhangi bir imzada taşımadığını, ticari hayatta bu tip belgelerin genel çerçeveyi belirleyen ve karşı tarafa ön bilgi olarak gönderilen belgeler olup, uygulamada taraflar anlaşmayı tam olarak sağladıklarında karşılıklı olarak gerçek kontratın imzalanarak onayladığını, bahsi geçen yazının borçlandırıcı bir sözleşme olmadığını, davacının müvekkilinin hesabına gönderdiği 97.968 USD’nin kurulmuş bir sözleşmenin ifası yani semenin ödenmesi olmadığını, müvekkili ile daha evvel yaptığı 3 adet kontratı sebepsiz davalı iptal edip, geçmişte ödemelerini sürekli geciktirip, müvekkilini oyaladığı, daha evvelki kontratlarda müvekkilini zarara uğrattığı için bu paranın teminat olarak alındığını, davacı ile ön görüşme yapıldığını ancak bu görüşmelerden sonra nihai fiyatlarının normalin dışında aşırı oranda öngörülmez biçimde arttığını ve sözleşmenin kurulmasının imkansız hale geldiğini, davacı iddialarının asılsız olup, iddialarını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre 5.4.2006 tarihli belgenin satıma ilişkin tüm esaslı unsurları içerip taraflar arasındaki sözleşmenin kurulmuş olduğunun kabulünün gerektiği, taraflar arasındaki e-mail yazışmalarından da sözleşmenin 6.4.2006 tarihinde kurulduğu, davacının B.K.nun 188.maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edilmemiş olması nedeniyle olağan müspet zararının tazminini talep ettiği, müspet zararın hesaplanmasında zararı ispat külfetinin alıcıya ait olduğu, davacının, davalının sözleşme gereği malı teslim etmemesi nedeniyle ilave alım yaptığı ve bu alıma binaen … Şirketine ödemelerde bulunup, bu ödemeler neticesi bir fark oluştuğu ve bundan dolayı zarara uğradığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden alınmasına, 15.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.