YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11005
KARAR NO : 2010/8429
KARAR TARİHİ : 01.07.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin, davalının çırçır fabrikasına istediği makinaların yapım işi için anlaşmaya vardığını, sözleşmeler yapıldığını, davalı şirket yetkilisinin Ağustos/2004 sonunda teslim edilecek ilk sözleşmede yazılı makineler için ödediği 30.500.000.000.-TL.karşılığında davacıdan teminat senedi istediğini, davacının sözkonusu teminat senedini davalı yana verdiğini, müvekkilinin davalı şirkete toplam 93.915.000.000.-TL.lik makine imal ederek davalı şirkete ait fabrikaya montajını yaptığını, müvekkilinin davalı şirketten 63.415.000.000.-TL.bakiye alacağı varken davalının teminat senedini icra takibine koyduğunu iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, takibe konu senedin taraflar arasındaki sözleşmelerle ilişkili olmadığını, senedin davacının borcuna karşılık düzenlendiğini savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davacının, davaya konu senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddiasını yazılı delille kanıtlayamadığı, hatırlatılan yemin teklif hakkını kullanmadığı, takibin ihtiyati tedbirle durdurulmadığı için davalı tarafın tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki sırasında davacının, davalı şirkete yapacağı işin bedeline mahsuben davalı yanca ödenen para karşılığında davacının verdiği teminat senedinin, davacının taahhüdünü yerine getirmesine rağmen takibe konulduğu iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Davalı yan, senedin taraflar arasındaki sözleşmelerle ilgili olmayıp, verilen borç para karşılığında düzenlendiğini savunmuştur. Ancak davalı şirkete ait ticari defterler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, dava konusu bononun, davalı yanın ticari defterlerinde “verilen ticari avanslar hesabında” yer aldığı saptanmıştır. Mahkemece bu yön gözardı edilerek ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 1.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.