Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/11012 E. 2010/4817 K. 21.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11012
KARAR NO : 2010/4817
KARAR TARİHİ : 21.04.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacılar vekili, müvekkili şirketin davalı şirketten …’tan kullanılan krediyle araç satın aldığını, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalının bankaya karşı sorumlu olacağı düşünülerek, müvekkilleri tarafından davalıya teminat bonosu verildiğini, kredi borcunun ödenmesi nedeniyle bononun bedelsiz kaldığını belirterek, icra takibine konu bonodan dolayı müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirkete sattığı araç için davacının kullandığı krediye kefil olduğunu, karşılığında takip konusu bononun verildiğini, davacıların kredi borcunu ödememesi nedeniyle taksitlerin müvekkili tarafından ödendiğini, bu nedenle de teminat amaçlı bononun icraya konulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının kefil sıfatıyla bankaya ödemek zorunda kaldığı miktar ölçüsünde bonoya dayalı olarak alacaklı olduğu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre davacıların 31.000.-TL’lik bononun 6.922 TL’lik kısmından dolayı borçlu olmadığının kabulü gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda davacı bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı vekili ise davacıya kefil olması nedeniyle bir kısım ödemelerde bulunan müvekkilinin bononun teminat fonksiyonundan yararlanarak icra takibi yapmak suretiyle alacağını tahsil etmeye çalıştığını savunmuştur. Her dava, dava tarihindeki koşullara göre sonuçlandırılır. Bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyla davalının yaptığı ödeme miktarı 2.321.-TL olarak tespit edilmiş ise de, mahkemece denetime de elverişli olmayan bir hesaplamayla 6.922.-TL üzerinden hüküm kurulmuştur. Bu durumda mahkemece, dava tarihi itibarıyla davalının kefil sıfatıyla yaptığı ödeme miktarı dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek hâlinde peşin harcın iadesine, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacılar yararına takdir edilen 750.00.-TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, 21.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.