Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/11094 E. 2009/11907 K. 16.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11094
KARAR NO : 2009/11907
KARAR TARİHİ : 16.12.2009

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarih : 13/03/2009
No : 939/430
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine kredi kartı üyelik sözleşmesine dayalı olarak yaptığı icra takibinin kesinleştiğini, müvekkilinin davalı bankaya kredi kartı almak için başvurmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, %40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya bakmaya İİK’nun 72.ve HUMK’nun 9.maddesi gereğince İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek yetki itirazında bulunmuş, esasa verdiği cevapta ise sahtecilik yapılarak davacının kimlik bilgilerini kullanılıp davacı adına kredi kartı alınması durumunda müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda kredi kartı üyelik sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığı, dolayısıyla davacının bu sözleşme nedeniyle davalı bankaya herhangi bir borcunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının icra takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık banka kredi kartı borcuna ilişkin olup, dava kart hamili tarafından açılmıştır. 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun 44/1.maddesine göre ; “Bu kanunun uygulanması ile ilgili uyuşmazlıklarda kart hamilinin tüketici olması halinde 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 22. ve 23.maddesi hükümleri uygulanır.”
Bu durumda mahkemece görev hususunun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerektiği ve somut olay bakımından davaya bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aslı gibidir.
Karşılaştırıldı. …