YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11317
KARAR NO : 2010/8525
KARAR TARİHİ : 06.07.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında imzalanan sözleşme gereğince ödemelerin zamanında yapılmadığından müvekkilinin sözleşmeyi haklı olarak feshetmesi nedeniyle sözleşmede hüküm altına alınan cezai şart, kar mahrumiyeti, boş tüp bedelinin tahsili ile bayi olarak kullandığı telefon hatlarının devredilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin hastalığı nedeniyle tedavi görmesi üzerine ödemeleri geciktirdiğini, kar mahrumiyetinin olmadığını, telefon hatlarının müvekkili adına kayıtlı olmadığından davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının sözleşmeyi ihlal etmesi nedeniyle davacının fesih hakkı olduğu, sözleşmenin 21.maddesi gereğince cezai şart miktarının davalının ticari mahvına neden olacağından %50 oranında indirim yapılması gerektiği, boş tüp bedellerinin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasındaki sözleşmenin 25.maddesine göre, “bu sözleşmenin feshine bayinin sebebiyet vermesi halinde, bayi tarafından şirkete” “1 yıllık kar mahrumiyeti” nin (son 1 sene içinde bayinin şirketten satın almış LPG’den şirketin sağladığı kar) ödeneceğini, bayinin bu ödemeyi peşinen kabul ettiğini, bu şekilde tespit edilen kar mahrumiyetinin 1 yıllık olduğunu, tüm kar mahrumiyetinin ise bu şekilde tespit edilen kar mahrumiyetinin sözleşmenin bakiye kalan süresi ile çarpılarak bulunacağını taraflar kabul etmiştir.
Aynı sözleşmenin 21.maddesinde ise sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti talep edilebileceği hükme bağlanmıştır. Bu durumda mahkemece anılan sözleşme hükümlerine göre davacının kar mahrumiyeti de isteyebileceği gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan TTK.nun 24.maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz olan borçlu cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de cezai şart miktarının borçlunun ekonomik yönden mahvına sebebiyet verecek derecede yüksek olduğunun saptanması durumunda cezai şarttan makul oranda indirim yapılabileceği Yargıtay’ca kabul edilmektedir. Ne var ki bu şekilde indirime gidilebilmesi için borçlunun ticari işletmesinin hacmi ve ekonomik yönden mahvına sebebiyet verilip verilmeyeceği yönünden ticari defter ve kayıtları ile bilançosu vergi kayıtları vesaire gibi hususlarda ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi incelemesi yaptırılıp somut olayda indirim koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkemece bu yönler bakımından araştırma ve inceleme yapılmamış olması diğer bir bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.