Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/11561 E. 2010/8396 K. 01.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11561
KARAR NO : 2010/8396
KARAR TARİHİ : 01.07.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında yıllardan beri devam eden ticari ilişki bulunduğunu, tarafların 24.7.2008 tarihinde bir araya gelip hesap mutabakatına vardıklarını ve müvekkilinin borcu olan 50.000.-TL bedelli senedin yazılı belge karşılığı davalı şirket elemanına teslim edildiğini, müvekkili şirketin bu senede karşı kredi kartı, nakit ve çek olarak davalıya çeşitli ödemeler yapmış olmasına rağmen, davalının müvekkili hakkında cari hesaba dayalı olarak 48.871.-TL üzerinden takibe geçtiğini, oysa ki müvekkilinin davalıya borcu olmadığını, borcun açıklanan biçimde ödendiğini öne sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı hakkında ilamsız takibe geçtiğini ve davacının itirazı sonucu takibin durduğunu, müvekkilinin henüz itirazın iptali davası açmadığını, bu nedenle davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, ayrıca dava dilekçesinde bahsedilen bononu teminat amaçlı olduğunu, davacının cari hesaba yönelik olarak müvekkiline nakit ve çek olmak üzere çeşitli ödemeler yaptığını, bu ödemeler tenkis edildikten sonra takibe geçildiğini, teminat bonosunun da icra takibinden sonra ödendiğini, davacının kötüniyetli olarak dava açtığını öne sürerek davanın reddi ile %40 tazminata hükmedilmesini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davalı tarafından davacı hakkında cari hesaba dayalı olarak dava konusu ilamsız takibe geçildiği, davacının itirazı sonucu takibin durduğu, davacı tarafından davalıya 50.000.-TL bedelli bono verildiği ve bonoya ilişkin olarak çeşitli ödemeler yapıldığı, bononun teminat amaçlı değil, taraflar arasındaki ticari ilişkiye yönelik olarak verildiği ve ödendiğinin davalı tarafından kabul edildiği, takip tarihi itibari ile davacının davalıya olan borcunun henüz muaccel hale gelmediği ve davacının borçlu olmadığının anlaşılması nedeni ile davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasına henüz para girişi olmaması ve davacının maddi kaybının bulunmaması nedeni ile davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine girişilen … 6.İcra Müdürlüğünün 2008/13049 sayılı ilamsız icra takibi nedeni ile borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Davacı borçlu şirket vekili 11.11.2008 tarihli dilekçesi ile takibe itiraz etmiş ve takip durmuştur. Bu durumda davalı alacaklının duran takibin devamı için dava açması gerekecektir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayacak bir tehlike ve belirsizlik bulunmadığından davacı borçlunun duran takibe rağmen İİK.nun 72.maddesi hükmüne dayalı olarak menfi tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Mahkemece açıklanan bu husus üzerinde durulmadan davanın esasına girilip, yazılı şekilde hüküm kurulması isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.07.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

(3)

Esas Karar
2009/ 11561 2010/8396

-KARŞI OY YAZISI-

Dava, menfi tesbit davası olup, yerel mahkemece, açılan davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dairemiz çoğunluğunca “davacının davadan önce takibe yaptığı itiraz sonucu takibin durmuş bulunması, böylece borçluyu menfi tesbit davası açmaya zorlayacak bir tehlike ve belirsizliğin bulunmaması nedeniyle açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Davacının icra takibine itiraz etmesi sonucu, takibin durması ve davalının süresi içinde itirazın iptali davası açmamış bulunması, davalının daha sonra alacağın tahsili için dava açmasına engel değildir. Bu bakımından davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. (Bkz. Y13HD. 13.04.20109, 2009/12886,2010/4979, YHGK. 17.03.2010, 2010/19-123-154)
Yukarıda belirttiğim nedenlerle yüksek çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum. Ne var ki, davaya konu borcun bir kısmının dava tarihinden sonra ödendiği belirtilmesine rağmen, mahkemenin bu yön üzerinde durmadan ve dava tarihindeki borç miktarını belirlemeden yazılı şekilde karar vermiş olmasını doğru görmediğim gibi, takip tarihinden önce ödenen miktarı belirleyip, bu miktar üzerinden, kötüniyet tazminatına karar vermemiş olmasını da doğru görmediğimden, yerel mahkeme kararının bu nedenlerle taraflar yararına bozulması gerektiği görüşündeyim.