YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1198
KARAR NO : 2009/11518
KARAR TARİHİ : 09.12.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 05/06/2008
No : 413/342
3-…
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde diğer davalıların da kefil olarak yer aldıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerinde aleyhlerine girişilen takibe davalıların itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali, takibin devamı ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüyle davalıların yaptığı itirazın tüm krediler için 265.194.88 YTL üzerinden iptali ile takibin devamına, fazlaya dair talebin reddine, müteselsil kefil olan davalılar … ve …’nin kendi temerrütlerinden sorumlu oldukları ve kat ihtarı tebliğ edilmediğinden, takip tarihine kadar mütemerrit olmadıkları anlaşıldığından 185.479.99 YTL’den sınırlı olarak sorumlu olduklarının tespitine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %130 temerrüt faizi ve bu faizin %5 BSMV’sinin tahakkuk ettirilmesine, davacı bankaca davalı asıl borçluya verilen 39 adet çek yaprakları nedeniyle karşılıksız kalacak, her bir çek yaprağı için davacı bankanın yasa gereği ödemekle yükümlü olduğu 14.430 YTL gayri nakdi alacağın davacı bankanın şubesine depo edilmesine, ödenecek her çek için ödeme tarihinden itibaren %130 faiz ve bunun %5 BSMV’sinin tahakkuk ettirilmesine, alacak likit olduğundan davalı kefillerin 74.191.99 YTL’sinden sorumlu olmaları kaydıyla 111.849.95 YTL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Asıl borçlu şirket yönünden ödeme emrine süresinde itiraz edilmediği ve böylece takibin kesinleştiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Usulüne uygun bir itirazın olmaması dava şartı olup, re’sen gözetilmesi gereken bir bozma nedenidir. Bu nedenle kesinleşen takip bakımından itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından asıl borçlu olan davalı şirket hakkındaki davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
../..
(2)
Esas Karar
2009/1198 2009/11518
2-Banka kredi sözleşmelerinde kefil olduğu iddia edilen diğer davalılara ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebligat parçasına dosyada rastlanılamadığından kefiller yönünden yapılan itirazın süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Ancak davacı bankanın iki ayrı kredi sözleşmesine dayanarak takibe giriştiği halde, bu sözleşmelerden sadece biri yönünden inceleme yapılarak hüküm tesis edildiği ileri sürülmektedir. Gerçekten icra takip talebinde birden fazla sözleşmeden bahsedilmiş ve takip talebi ekinde iki ayrı kredi sözleşmesi ibraz edilmiştir. Bu durumda mahkemece her iki sözleşme nedeniyle araştırma ve inceleme yapılarak kefil olan davalıların sorumluluk durumları saptanıp, varılacak uygun sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Aslı gibidir.
Karşılaştırıldı. …