Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/12146 E. 2010/980 K. 04.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12146
KARAR NO : 2010/980
KARAR TARİHİ : 04.02.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Davacı vekili dava dışı borçluya ait bağımsız bölümün satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde üst sıraya alınan alacaklının takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin, takip talebine uygun olmadığını; takip dayanağı senedin dosyada bulunmadığını ve gerçekten böyle bir senedin olup olmadığının anlaşılamadığını, mal kaçırma gayesi ile muvazaalı işlemler yapıldığını ileri sürerek davalıya ödenen payın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili borçlunun imzaya ve borca itirazının bulunmadığını, diğer hususların ise davacı yanca ileri sürülemeyeceğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuş; 03.12.2007 tarihli ek beyanında ise müvekkilinin 01.09.1999 ile 30.06.2003 tarihleri arasında Kenarlı Çırçır ve Pres Fabrikası’nı işlettiğini, borçlunun ise çiftçi olduğunu ve pamuk alımı konusundaki anlaşmaya uygun olarak borçluya avans para verdiğini ve bono aldığını iddia ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece borçlu tanık sıfatıyla dinlenmiş ve davalı takibinin davacıdan dört sene önce başlatıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Muvazaa iddiasına dayanan sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü davalı alacaklıdadır. Davalı alacağın varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş, birbirini teyid eden usulüne uygun delillerle ispatlamalıdır. Davalı yargılama aşamasında, daha evvel takip dosyasına sunulmayan ve her zaman düzenlenmesi mümkün bulunan bir bono sunmuş, 14.09.2007 günlü oturumda ise toplanacak başkaca delilinin olmadığını bildirmiştir. Bu durumda davalı ile borçlu arasındaki avans ödemesine ilişkin iddianın ispatlandığı kabul edilemeyeceği gibi, davacının muvazaa hukuki nedenine dayandırdığı iddianın kanıtlanması amacıyla, muvazaanın tarafı olduğu düşünülen kişinin tanık sıfatıyla verdiği beyana itibar edilmesi de kabul edilemez.
Borçlandırıcı işlemin önceki tarihli olması halinde kural olarak muvazaadan söz edilemezse de, davalının dayandığı bononun 15.10.2000 tarihinde keşide edilmiş olmasına karşın davacı yanın takibine dayanak kıldığı borç senetlerinin 1999 yılında düzenlendiğinin gözden kaçırılması da hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.