Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/12499 E. 2010/7855 K. 22.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12499
KARAR NO : 2010/7855
KARAR TARİHİ : 22.06.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 21.04.2009
No : 731-246

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı ile yapılan 14.10.2005 tarihli sözleşme ile … Marketler zincirinin davalı ile birleşmesi sonucunda müvekkiline ait ürünlerin …’da da satılması karşılığında 13.750.-Euro açılış bedeli ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, ancak …’larda bu ürünlerin satılmadığını, yalnızca …’larda satışa sunulduğunu, davalı taraf sözleşmeye uygun olarak ürünleri …’larda satmadığı halde 19.12.2005 tarihli 19.717.40.-YTL ve yine aynı tarihli 6.568.66.-YTL tutarlı açılış bedeli faturası keserek müvekkili şirketin alacağından düştüğünü, hesaptan düşülen bu bedelin ödenmesi 23 Mayıs 2007 tarihli ihtarla istenmesine rağmen ödenmediğini ileri sürerek 26.286.06.-YTL’nin 19.12.2005 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan 14.10.2005 tarihli sözleşme gereğince müvekkilince düzenlenen 19.12.2005 tarihli 19.717.40.-YTL’lik ve 6.568.66.-YTL’lik faturaların itiraz edilmeksizin ödendiğini, ödemenin cari hesaptan tenzil yolu ile 2 yıl önce yapıldığını, davacının 23.5.2007 ihtarname tarihine kadar bu faturalara ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığını belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre davalı tarafın malların … mağazalarında satıldığı hususunu kanıtlayamadığı, hal böyle olunca davacının açılış bedeli ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, bir başka ifade ile davalının cari hesap içinde … mağazalarının katılım bedeli için tanzim ettiği fatura bedellerini mahsup hakkının olmadığı, davalının düzenlediği katılım bedeli faturalarına davacının süresinde itiraz etmemesinin yalnızca bedelin kesinleştiği sonucunu doğuracağı, faturaların kesinleşmesinin tarafların hukuki durumunu değiştirmeyeceği, çünkü bu faturaları defterine kaydeden davacının, davalının edimini yerine getirmesini beklediği, ancak davalı yan edimini yerine getirdiğini ispatlayamadığı için bu fatura bedelinin davacı alacağından düşülmesinin haksız olduğu, davadan önce davalı temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gerekçeleri ile 26.286.06.-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Kanun’un 2/1.maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, faizin başlangıcına ilişkin fazla talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar tacir olup aralarında sözleşme ilişkisi bulunmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı tarafından düzenlenip davacıya tebliğ edilen dava konusu faturaya TTK.nun 23/2.maddesi uyarınca 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmediğinden davacı fatura münderecatını kabul etmiş sayılır. Kaldı ki, davacı anılan faturayı defterlerine kaydetmiş ve fatura bedelinin mahsuplaşma suretiyle ödendiği de anlaşılmıştır. Davacı tacir olduğundan TTK.nun 20/2.maddesi uyarınca ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. İtiraz etmediğinden münderecatı kesinleşmiş olan faturayı kendi defterine işleyip ödeyen davacının aradan 2 yıl gibi bir zaman geçtikten sonra böyle bir talepte bulunmasının hukuksal dayanağı yoktur. Mahkemece belirtilen yönler gözetilmeksizin delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek ve somut olaya uygun olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.