Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/12813 E. 2010/2505 K. 10.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12813
KARAR NO : 2010/2505
KARAR TARİHİ : 10.03.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Davacı vekilince hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün müdahil … A.Ş. vekili ile süresi içinde müdahil T. … Bankası A.Ş vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İstem iflasın ertelenmesine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporlarına göre gerçekleşen ve gerçekleşecek satış eğilim ve beklentileri, satıcı ve banka borçlarının en düşük maliyetle yapılandırılması, sermaye arttırımı veya yeni ortak alımına gidilmesi, alacak tahsilinin öncelikle sağlanması, stok ve borç ödeme dengesinin rasyonel kurulması, varlık-kaynak dengesinin oluşturulması yönündeki önlemlerin uygulanması kaydıyla kurtulma olanağı bulunan şirketlerin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş; hüküm müdahillerden … ile T. … Bankası AŞ vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkeme kararı müdahillerden … vekili Av. …’a 03.11.2009 günü tebliğ edilmiş olup, İcra ve İflas Kanunu’nun 164/I nci maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra, 18.11.2009 tarihinde temyiz isteminde bulunulmuştur. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Birden çok şirketin aynı dilekçe ile iflaslarının ertelenmesine karar verilmesinde yasaya aykırı yön bulunmadığından müdahil vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
3-T. … Bankası vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince:
İflasın ertelenmesinin şartlarından biri, ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesinin varlığıdır. Şirketlerin sunduğu iyileştirme projesinde aktifte bulunan taşınmazların ve makinelerin paraya çevrileceği, iyileşme başladığında sermayenin arttırılacağı, alacakların tahsil edileceği, işçilerin bir kısmının işten çıkartılacağı, finansal kaynak temini için çalışma yapılacağı belirtilmiştir. Bu haliyle proje somut verilere dayanmamakta, sermaye artırımı vb. konularda netlik içermemektedir.
Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda da bazı aktif kalemlerinin satılarak bir kısım borçların ödeneceği, projede öngörülen unsurların gerçekleşmesi kaydıyla kurtulma imkânı yaratılabileceği belirtilmiştir.
Aktifte yer alan bir kısım malların satılarak bunun borç ödenmesinde kullanılması varlık/borç dengesini değiştirmemekle birlikte, yeni bir kaynak yaratacak nitelikte değildir. Aksine alacaklıların güvencesini ortadan kaldıracak ya da azaltacak sonuçlar doğurmaya elverişlidir. Öte yandan işçilerin işten çıkartılması halinde kapasitenin ne şekilde üst düzeyde tutulacağı da açıklanmamıştır. Sermayenin arttırılması iyileşme sürecine bırakılmış olup, bu durum yönetimin samimi olmadığını göstermektedir.
Kira geliri beklenen taşınmaz bakımından da yargılama sürecinde bir gelir elde edilemediği anlaşılmaktadır.
Nihayet mahkemece de bilirkişi raporundaki şartların gerçekleşmesi kaydıyla erteleme kararı verilmiştir. Yukarıdan beri açıklanan nedenlerle projenin ciddi ve inandırıcı olduğunu kabule imkân bulunmadığı gibi, hatalı değerlendirmeleri ve soyut beklentileri içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınması da doğru değildir. Öte yandan mahkemece net bir çerçeve çizilmeksizin, şarta bağlı hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenle müdahil … vekilinin temyiz isteminin süreden REDDİNE, (2) sayılı bentte açıklanan nedenle müdahil T. … Bankası AŞ.nin diğer temyiz itirazlarının reddine, (3) sayılı bentte açıklanan nedenlerle müdahil T. … Bankası A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde iadesine, 10.03.2010 gününde 2.bent yönünden oyçokluğuyla, 1 ve 3.bentler yönünden oybirliğiyle karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
-KARŞI OY YAZISI-
İflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin aynı gruba dahil olmaları veya bir alacaklıya asaleten yada kefaleten borçlu olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunabileceklerine gerekçe yapılamaz.
Şirketler arasında talep konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi iflasın ertelenmesi talebinin her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Çünkü, her bir şirketin bilançolarındaki aktif ve pasif kalemleri buna bağlı olarak alacaklıları, borçluları farklıdır.
Talepte bulunan şirketlerin durumlarının kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır.
Nitekim, Yüksek Yargıtay aynı işyerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir. (HGK. 18.04.1956 T/36-29, HGK. 11.12.1951 4/177-135; HGK. 03.10.1957 83/79 ve TD. 11.03.1955 1366/1857)
Öte yandan, doktrinde de görüşler de Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK. 156 vd.) açılamayacağı yönündedir (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3. sh.3351). Bu da birden fazla borçlunun hasımsız olarak açılan istemde iflasın ertelenmesi talebinde bulunamayacaklarının göstergesidir.
İcra İflas Kanunu’nun 179. maddesinde de, kanun koyucu iflasın ertelenmesi talebi bakımından “ŞİRKETLER VEYA KOOPERATİFLER” dememiş, aksine “ŞİRKET VEYA KOOPERATİF” demek suretiyle iflas ve iflasın ertelenmesi taleplerinin ayrı ayrı açılabileceğini, davacının çoğul değil tekil olduğunu göstermiştir. Bunun aksinin kabulü Yasa’nın lafzi yorumuna da aykırıdır.
İflasın ertelenmesi taleplerinin grup şirketleri tarafından birlikte açılması, bunların ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan kaçınmalarına da imkan verecektir. Harçlara dair düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok tüzel kişinin birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına engel teşkil etmektedir.
Borca batıklığın tespit edildiği, ancak iyileştirme projesinin yeterli görülmemesi durumunda erteleme talebinin reddiyle bunun sonucu olarak talepte bulunanın iflasına karar verileceği gözetildiğinde birden çok borçlunun aynı davada iflası istenemeyeceği gibi birden çok borçlu da iflasla sonuçlanabilecek olan iflasın ertelenmesi talebinde bulunamazlar.
Öncelikle açıklanan bu nedenlerle yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun birden fazla borçlu tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunabileceği şeklindeki kabulleri ile Yüksek Dairenin temyiz itirazlarının reddine ilişkin 2.bentteki görüşlerine katılamıyoruz.10.03.2010