YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12877
KARAR NO : 2010/6727
KARAR TARİHİ : 01.06.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 08/07/2009
Nosu : 274/193
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı ve davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirketin hakkında diğer borçlularla birlikte icra takip işlemini yürüttüğü müvekkilinin arkadaşı … isimli şahsın bu borcunu, müvekkilinin davalı ile yapılan 07.12.2007 tarihli öngörüşmede, uygun anlaşma hazırlandığı takdirde ödeyeceğini bildirmiş olması karşısında davalıya teminat olarak 07.12.2007 keşide tarihli 30.06.2008-30.01.2010 vadeli aylık ve her birinin değeri 5000’er YTL olan toplam 100.000 YTL’lik bedelli 20 adet senedi müvekkiline imzalattığını, davalının senetleri imzalarken, factoring kuruluşu olduklarından ayrı bir protokol metni hazırlamadan hukuken işleme koyamayacaklarını ve senetlerin protokol imzalandığı takdirde geçerli olacağını beyan ettiğini, davacının da bu durumu bilerek senetleri imzaladığını, davalının hazırladığı protokolün müvekkilince kabul edilmediğini ve iade edilerek senetlerin geri istendiğini, senetler iade olmadığı gibi protesto edileceğinin ihbarname ile bildirildiğini, davalı şirketin her türlü işleminin belgelere bağlanmasının zorunlu olduğunu, senetlerde nakden ibaresi bulunduğunu, davalının para verdiyse bunun kayıtlarında olması gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı …’nın factoring müşterisi … Emprime Ltd.Şti.’ne ciro ettiği çekler nedeniyle devam eden takiplerin olduğunu, borçlu …’nın müvekkiline olan takibe konu borcunu ödeyeceğini bildiren davacı ile 07.12.2007 tarihli görüşmede senetleri tanzim ettiği, bu senetler ile davacının borçlu olduğunu, davacı borçludan alınan mal olmadığını, davacının taahhüt ettiği ödemeler için ayrı bir sözleşme düzenlenmesi ile ilgili mevzuatta hükmün olmadığını, 3.şahıs olan davacının factoring ilişkisi çerçevesinde oluşan davadışı borçlunun borcunu ödemeyi taahhüt ettiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı ve taraf beyanlarına göre hukuki ilişki factoring ilişkisi olmayıp davalının müşterisi … Emprime Ltd.Şti.’nin borçlusu …’nın borcunun nakli ilişkisi olduğunu ve davacının ödemek amacıyla dava konusu senetleri davalı şirkete vererek borcu üstlendiği anlaşılmakla davacının bu davayı açması ile borcun üstlenilmesi sözleşmesinden caymak isteği olarak değerlendirilip karşı tarafında kabulü olmadığına
göre davanın reddine, dava konusu senetlerden 07.12.2007 keşide tarihli 30.06.2008 vade tarihli 5.000 TL bedelli senetle ilgili takibe konu edilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verildiği gözetilerek bu senet bedelinin %40’ı olan 2.000 TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizi yönünden;
Mahkemece davacı … ile borçlu davadışı … arasındaki ilişki, borcun nakli olarak kabul edilmiştir. Borcun nakli, BK’nun 174.maddesinde düzenlenmiş olup, bu durumda borç ilişkisinin borçlu tarafı değiştirilerek asıl borçlunun yerini yeni borçlu almaktadır.
Bu nedenle borcun naklinden söz edebilmek için eski borçlunun borçtan kurtarılmış olması gerekir. Dava dışı …’nın borcundan kurtulacağına ilişkin taraflar arasında bir anlaşma bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının …’nın borcu için senetler vermesi, borca katılma olarak kabulü gerekir. Borca katılmada, borca katılan kişi asıl borçlu gibi sorumlu olur. Mahkemece davacının davasının bu gerekçe ile reddedilmesi gerekirken borcun nakli ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi, sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK’nun 438/ son maddesi uyarınca hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yönünden hükmün gerekçesinin düzeltilerek düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden davacıdan alınmasına, 01.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.