Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/13169 E. 2010/8026 K. 24.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13169
KARAR NO : 2010/8026
KARAR TARİHİ : 24.06.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 30.7.2009
No : 90-357
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı şirketin bankadan kullandığı genel krediye kefil olduklarını, davacının borcu bankaya ödemesi üzerine bankanın kredi borcuna teminaten davalı tarafından verilmiş olan senedi müvekkiline verdiğini, bu belge ile davalı aleyhine icra takibine başlandığı halde davalının takibe itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, %40’tan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, dava dışı şirketin bankadan kredi almasına kefaleti bulunmadığını, bankaya da teminat senedi vermediğini, takibe konu senette tanzim tarihi bulunmadığı gibi senette bankanın da cirosu olmadığını, senetteki tutarda da tahrifat yapılmış olduğunu, adi senet hükmünde olan belgenin dava dışı şirketten mal alımının yapıldığını ise davacının ispat etmesi gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, kredi sözleşmesi, icra dosyası, cevabi yazılar, benimsenen bilirkişi raporuna göre, takibe konu senedin kambiyo senedi vasfında olmaması nedeniyle ciro yoluyla devrinin mümkün olmadığı, senette yer alan hakkın devrinin şartlar oluşması halinde ancak temlik suretiyle mümkün olabileceği, senedin lehtar tarafından kredi teminatı olarak bankaya verilmesi sırasında ve senedin banka tarafından davacıya teslim sırasında usulüne uygun şekilde yapılmış alacağın temlikinin sözkonusu olmadığı, davacının takibe konu senede bağlı olarak bir alacak hakkının doğmamış olduğu gerekçesiyle sabit olmayan davacının davasının ve şartları oluşmadığından davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizine gelince; dava, davalının 16.000.00.-TL’ye vaki itirazının iptali istemine ilişkindir. Dava esastan reddedildiğinde davalı taraf lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmelidir. Bu durumda mahkemece, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK.nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (4.) paragrafında yer alan “…575.00.-TL vekalet ücretinin…”şeklindeki ibarenin hükümden çıkarılarak yerine “…1.920.00.-TL vekalet ücretinin..” rakam ve sözcüklerinin yazılarak hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacıdan alınmasına, davalının peşin harcının istek halinde iadesine, 24.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.