YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1932
KARAR NO : 2009/3929
KARAR TARİHİ : 04.05.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili bankanın kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için diğer borçlular ile davalı kefil aleyhine de takibe geçtiklerini, davalının muacceliyet ihtarnamesine itiraz etmediğini, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmadan kendisi aleyhinde takip yapılamayacağı yönündeki davalı itirazının haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının asıl borçlu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptığını, ayrıca müvekkilinin de aralarında bulunduğu kefiller aleyhine genel haciz yoluyla takip başlattığını,bu durumun İİK.nun 45.maddesine ve Yargıtay İçtihatlarına aykırı olduğunu, ipotekli takip sonuçlanmadan ve rehin açığı belgesi alınmadan ayrıca kefiller aleyhine takip yapılamayacağını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının asıl borçlu aleyhine, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı,takibe itiraz edilmediği ve derdest olduğu, ipotekle temin edilmiş alacak için hem genel haciz yoluyla hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmasının İİK.nun 45.maddesine aykırılık oluşturacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davalı dava konusu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. BK.nun 487/1.maddesine göre “kefil borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise, alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden kefil aleyhinde takibat icra edebilir”.Mahkemece anılan yasa hükmü gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Aslı gibidir.