YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1942
KARAR NO : 2009/2897
KARAR TARİHİ : 08.04.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ihtiyati haciz kararına itirazın incelenmesi sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati hacze itiraz eden vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İhtiyati haciz isteyen vekili, Kadıköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/233 Esas, 2007/879 Karar sayılı 27.12.2007 tarihli kesinleşmiş ilamında hükmolunan 44.108 TL icra inkar tazminatı için ihtiyati haciz isteminde bulunmuştur. Mahkemece istem uygun görülerek teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, söz konusu ilamla ilgili olarak sulh sözleşmesi yapıldığı ve borcun icra dosyasına ödendiği, buna rağmen alacaklının ilama dayanarak ve ilamdaki vekalet ücreti, inkar tazminatı gibi meblağları ayrı ayrı ihtiyati haciz ve icra takibi konusu yaparak mükerrer tahsilat yapmaya çalıştığını belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, itirazın İİK’nun 265.maddesinde sınırlı ve şekli olarak belirtilen sebeplerden olmadığı belirtilerek itirazın reddine karar verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili kararı temyiz etmiştir.
İİK’nın 258’inci maddesine göre alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeğe mecbur olup, mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. Mahkemenin borçluyu dinlemeden dahi ihtiyati haciz kararı verebilmesinin en önemli nedeni, duruşma açılması durumunda borçlunun mallarını kaçırarak, hakkında yapılacak takibin sonuçlarından kurtulmaya yönelik girişimlerinin önüne geçmek olup, borçlunun yasal savunma haklarının kısıtlanması ya da alacağın mevcut olmadığına ilişkin kendisinde bulunan delilleri göstermesine engel olmak değildir. İİK’nın 265 maddesinde şekli ve sınırlı olarak sayılan haciz sebeplerinden biri de alacağın varlığı konusunda hakimde kanaat oluşturacak delillerin gösterilmesi olup; borçlunun da buna karşılık kendisi dinlenmeden sadece alacaklının tek taraflı olarak sunduğu delillerle hâkimde oluşturulan bu kanaati değiştirmeye yönelik delilleri sunabileceği ve hakimin de duruşmalı olarak incelenen itiraz yargılamasında alacağın mevcut olup olmadığı konusundaki kanaatini yeniden değerlendirebileceği taraflar arasındaki eşitlik ilkesinin gereğidir. Hukukî uyuşmazlık söz konusu olduğunda alacağın varlığı veya yokluğu konusunda kanaat edinilmeye çalışılırken HUMK’un 288. vd. maddelerindeki ispata ilişkin hükümlerden yararlanılması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.
Somut olayda, ihtiyati hacze itiraz eden vekili, varlığı veya imzası itiraza cevap dilekçesinde inkar edilmeyen sulh sözleşmesine dayanarak ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece bu itiraz İİK’nın 265’inci maddesi kapsamında olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde mahkemece, İİK’nın 265’inci maddesinde belirtilen “haciz sebepleri” arasında yer alan “alacağın varlığına kanaat edinilmesi” koşulu açısından itirazın incelenerek, alacağın varlığı konusundaki kanaatin devamı hâlinde itirazın reddine, aksi hâlde itirazın kabulüyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 8.4.2009 günü oybirliği ile karar verildi.