Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/2651 E. 2009/2875 K. 08.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2651
KARAR NO : 2009/2875
KARAR TARİHİ : 08.04.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili dava dışı borçluya ait menkullerin satışı sonrasında düzenlenen sıra cetvelinde üst sıraya alınan davalı alacağının muvazaalı olduğunu; daha öncesinde müvekkili şirketi temsile yetkili…adlı kişinin borçluya ait malları satın almak amacıyla davalı yanca girişilen takip dosyasının infazını sağlamak istediğini ve taraflar arasında kısmi ödemeye ilişkin bir belge düzenlenerek haricen ödemede bulunulduğunu, o aşamada davalı alacağının muvazaalı olduğunun düşünülmediğini, sonrasında davalının ödemeleri icra dosyasına yansıtmadığını ve infazı sağlamadığını fark ettiklerini ve davalı alacağının muvazaalı olduğu sonucuna vardıklarını ileri sürerek sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın reeskont faizi ile kendilerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili haczi düşmüş bulunan davacının sıra cetveline alınamayacağını, kısmi ödeme belgesi başlıklı anlaşmada gösterilen senetlerin tümünün ödenmediğini, kaldı ki ödeme halinde dahi alacağın tamamının karşılanmadığını; belgede sayılan çeklerin karşılıksız çıktığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre takip, tebliğ ve kesinleşme tarihi 18.08.2004 olan ve haczin 19.08.2004 günü konulduğu davalı haczinin muvazaalı olduğu, verilen kesin süreye rağmen davalının alacağını belgeye dayalı olarak ıspatlayamadığı; borçlu ödemede samimi olsa idi taşınırları dışarıda yüksek bir fiyata satıp borcunu ödeyebilecekken bu yola girişildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Menkuller üzerine haciz konulmasından itibaren bir yıl içinde satış istenmez ya da satış talebi geri alınırsa, haciz düşer (İİK.m.106, 110). Doğrudan doğruya yasadan kaynaklanan bu ilke teknik anlamda bir itiraz niteliğindedir ve mahkemece re’sen göz önüne alınır. Sıra cetvelinin düzenlenmesinde de satış tarihinde ayakta bulunan hacizler dikkate alınacağından, haczi düşen bir alacaklının cetvele itiraz davası açmasına yasal olanak bulunmamaktadır. Davalının davacı haczinin düştüğüne yönelik savunması üzerinde durulmadan hüküm oluşturulması eksik incelemeye dayalı olduğu gibi, davacı vekilinin, müvekkili şirket temsilcisi olarak tanıttığı Osman Hesapçı’nın, dava dışı borçlunun davalıya olan bir kısım borcunu ödemeyi üstlenmesi karşısında, ödeme nedeniyle borcun ortadan kalktığı iddiasının değerlendirilmesi ve bu kapsamda kısmi ödeme belgesi başlıklı protokolde gösterilen çek ve bonoların tahsil edilip edilmediği noktasındaki taraf delillerinin incelenmesi suretiyle bir karar oluşturmak gerekirken; davacı yanca kabul edilerek üstlenilen borcun gerçekte bulunmadığı yolunda hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.