YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2665
KARAR NO : 2010/549
KARAR TARİHİ : 26.01.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalının sahibi ve temsilcisi olduğu … Tekstil Mak.Ltd.Şti.arasında 28.01.2006 tarihinde 52.000.00 YTL bedelli bilgisayarlı nakış makinesi satış sözleşmesi yapıldığını, satış bedelinin 30.000.00 YTL’si için müvekkilinin sahibi olduğu Peugeot marka aracın peşinat olarak verildiğini, bakiye satış bedeli 22.000.00 YTL için de 28.01.2006 tanzim 31.01.2007 vadeli senedin imzalanıp davalıya verildiğini, müvekkilinin 18.08.2006 tarihine kadar satın aldığı makineyi kullandığını, kalan 22.000.00 YTL bedelin vadesinden önce ödenmesi için davalı yanın baskı yapması üzerine akdin fesh edildiğini,müvekkilinin nakış makinesini davalının da Peugeot marka aracı geri iade ettiğini, senedin iadesi konusunda davalının müvekkilini oyaladığını, bu senedin haksız olarak icra takibine konu edildiğini ileri sürerek müvekkilinin senet nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti ile %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddiaya konu satış sözleşmesinin tarafının müvekkili … değil dava dışı … Tekstil Ür.Ltd.Şti. olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilmeyeceğini, müvekkilinin alacağının başka bir hukuki ilişkiden kaynaklandığını, davacının borcunu ödememek için asılsız iddialarda bulunduğunu, davacının senedi geri almadan sözleşmeyi feshetmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, 05.11.2008 tarihli duruşmada; davacıdan iki ayrı senet alındığını, birinin senedin makine alım satımından kaynaklanan 22.000.00 YTL bedelli senet olup bunun davacıdan tahsil edildiğini, ancak müvekkilinin davacıya verdiği borç para karşılığında davaya konu yine 22.000.00 YTL bedelli, 28.01.2006 tanzim 31.01.2007 vade tarihli senedin alındığını, bu borç ödenmediği için icra takibine girişildiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde; bonoya karşı açılan menfi tespit davalarında ispat yükünün davacıda olduğu, ancak davalı vekilinin duruşmadaki imzalı beyanına göre iki ayrı senet alındığı savunulmuş ise de, davalıya iki değil tek senet verildiğinin anlaşıldığı, dava konusu senedin tanzim tarihi ile satış sözleşmesinin düzenleme tarihinin ayrıca satıştaki kalan borç ile senet değerinin aynı olduğu, savunmanın kabulü halinde, önce makine satışı nedeniyle senet alındığı, daha sonra senet konusu borcun davacıya verildiği gibi bir sonucun ortaya çıktığı, bu halin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tüm bunlardan dolayı dava konusu senedin satış sebebi ile verilen senet olduğunun kabulü gerektiği, her ne kadar senette alacaklı olarak satıcı şirket değil de davalı gösterilmiş ise de, davalının dava dışı olan satıcı şirketin %99 oranında hissedarı ve temsile yetkili müdürü olması nedeniyle davalının iyiniyetinden söz edilemeyeceği gerekçeleri ile davanın kabulüne icra takibine konu edilen 28.01.2006 tanzim, 31.01.2007 vade tarihli 22.000.00 YTL bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafından icra dosyasına ödenen 17.499.75 YTL’nin davalıdan istirdadı ile davacıya ödenmesine, davalı icra takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu için %40 tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık ihdas nedeni hanesi açık bırakılmış olan bonodan kaynaklanmaktadır. Davalı bononun davacıya verdiği borç para karşılığı düzenlendiğini savunmuş, davacı ise dosyaya sunulan ve dava dışı şirketle davacı arasında imzalanan sözleşme ile ilişkili olduğunu iddia ettiği bononun sözleşmede bahsi geçen makinanın iade edilmesi nedeniyle karşılıksız kaldığını iddia etmiştir. Davalı anılan sözleşmenin tarafı olmadığı gibi sözleşmede dava konusu senede ilişkin bir açıklama da bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece davacının senede karşı ileri sürdüğü iddialarını HUMK’nun 290.maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerektiği, yazılı delil sunamaması halinde ise delilleri arasında “ vs.delil” demek suretiyle yemin deliline de dayandığından yemin hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.