YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2697
KARAR NO : 2010/553
KARAR TARİHİ : 26.01.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalı …’ün lehdarı olduğu, diğer davalı şirkete ciro edilen 22.8.2005 keşide tarihli 22.9.2005 vadeli 73.976.00.-YTL. bedelli borçlusu dava dışı … ve kefili de müvekkili … olan bonoya istinaden icra takibine girişildiğini, müvekkilinin kesinlikle böyle bir senede imza atmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile senetteki kefaletin iptaline, davalılardan % 40 kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili ile diğer davalı arasında alım-satım ilişkisi bulunduğunu, bu nedenle senedin kendisine cirolandığını, imzanın davacıya ait olduğunu, müvekkilinin alacağına kavuşmasını geciktirmek amacıyla bu davanın açıldığını belirterek davanın reddi ile % 40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Diğer davalı, duruşmalara gelmediği gibi, cevap dilekçesi de vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen Adli Tıp Kurumu raporuna göre dava konusu senetteki kefil sıfatı ile atılan imzaların davacının eli ürünü olduğu anlaşıldığından davanın reddine, tedbir kararı infaz edilmediğinden davalı tarafın tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan ve bir üyenin muhalif kaldığı Adli Tıp raporunda dava konusu bonodaki aval veren sıfatı ile atılan imzanın davacının eli ürünü olduğu yolunda görüş bildirilmiş ise de, aynı konuda ve iftira suçlaması ile açılan ceza davası sırasında alınan bilirkişi raporunda ise imzanın davacıya ait olmadığı yolunda görüş bildirildiği ve anılan rapor doğrultusunda ceza davasının beraat ile sonuçlandığı ve kararın temyiz edilmiş olduğunun bildirildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Ceza mahkemesinin beraat kararları hukuk hakimini bağlamaz ise de maddi vakıayı saptayan ceza mahkemesi kararlarının B.K.nun 53.maddesi uyarınca hukuk hakimini bağlayacağı gözetilerek mahkemece imzanın davacıya ait olmadığı yolundaki maddi vakıayı saptayan anılan ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözden kaçırılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.