YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3551
KARAR NO : 2010/382
KARAR TARİHİ : 21.01.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu Almanya-Berlin’de sicile kayıtlı … Gmbh firması ile davalının sahibi olduğu Brüksel-Belçika siciline kayıtlı … Food S.A firması arasında bayilik- ana bayilik ilişkisi olup, bu ilişki devam ederken davalının, muhtemel alacak borç için teminat olarak gayrimenkul ipoteği istediğini, ticari ilişkinin devamını sağlamak için davalı lehine ipotek verildiğini, söz konusu ipoteğin anapara (kesin borç) ipoteği olmayıp, teminat ipoteği olduğunu, davacının davalıdan nakit borç para almadığı gibi o tarihte hissedarı olduğu şirketin de bulunmadığını, ipoteğin her ne kadar kesin borç ipoteği olarak görünse de, gerçekte bu ipoteğin taraflar arasındaki ticari ilişkinin devamının sağlanması amacıyla verilen teminat ipoteği olduğunu, taraflar arasındaki bayilik-ana bayilik ilişkisi son erdirilip, 02.10.2006 tarihli anlaşma tutanağı ile tarafların birbirleri nezdinde olan alacak ve borçlarının belirlendiğini, davalının bakiye borcu müvekkilinden almadığı gibi ipoteği de kaldırmadığını, müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin 367.006.17 YTL’lik kısmının iptali ile ipoteğin uyarlanmasını ve davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, iddianın asılsız olduğunu, müvekkilinin davacıya borç para verip, karşılığında davacının müvekkili lehine dava konusu ipoteği tesis ettiğini, 04.11.2003 tarihli ipotek sözleşmesinde ipoteğin anapara (kesin borç) ipoteği olduğunun açıkça belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının, dava konusu ipotek senedinin teminat olarak düzenlendiğini ileri sürdüğü ancak bu iddiasını HUMK.nun 290.maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlayamadığı, hatırlatılan yemin teklif hakkını da kullanmadığı, icra takibine kötüniyetle itiraz ettiği gerekçesiyle davanın reddine, alacağın %40’ı oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından delil olarak dosyaya sunulan 02.10.2006 tarihli davacının oğlu … ile davalının imzasını taşıyan belgede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde davacı tarafından verilen ipoteğin kaldırılacağı ve senetlerin iade edileceği kararlaştırılmıştır.
Mahkemece, anılan belge ile ilgili olarak davalının isticvabı yoluna gidilip, bu belgenin davaya etkisi üzerinde durulup, tartışılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, davada ihtiyati tedbir kararı alınmadığı halde davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi de kabul şekli itibariyle isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.