YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3615
KARAR NO : 2010/727
KARAR TARİHİ : 28.01.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, takibe konu çekin müvekkilinin işyerinde boş olarak çalınan çeklerden olup, sahte olarak tanzim edilerek takibe konulduğunu, çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını iddia ederek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevabında, davacı iddiasının asılsız olduğunu, davanın zaman kazanma ve alacaklının alacağına geç kavuşması amacıyla açıldığını savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece ceza mahkemesinde alınan rapora göre çek altındaki imzanın davacı eli ürünü olduğu, davacı talebi ile tedbiren icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yolunda tedbir kararı verilip, infaz edilmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddi ile %40 kötüniyet tazminatının davacıdan alınıp, davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, dava konusu çek altındaki keşideci imzasının davacının eli ürünü olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Yerel mahkemece, aynı çek ile ilgili olarak açılmış bulunan ceza davasına ilişkin dosyadaki bilirkişi raporuna dayanılarak imzanın davacının eli ürünü olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de ceza dosyasındaki rapora itiraz edildiği ve ceza mahkemesince Adli Tıp’tan rapor alınmasına dair ara kararı tesis edildiği ve ceza davasının henüz sonuçlanmadığı anlaşıldığından bu yöndeki gerekçeye dayalı olarak hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; imza inkarı yönünden inceleme yaptırılıp, BK’nun 53.maddesi de gözetilerek ceza mahkemesindeki davanın sonucunun ve verilecek kararın kesinleşmesinin beklenmesi ve buna göre bir karar verilmesinden ibaret olmalıdır. Bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.