Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/4848 E. 2010/2465 K. 09.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4848
KARAR NO : 2010/2465
KARAR TARİHİ : 09.03.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı, davalıya borcunun bulunmadığını, takibin dayanağı senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı- borçlu …’in … Noterliğinin 02.01.2006 tarihli vekaletname ile …’a temsil yetkisi verdiğini, bu şahsın borçlunun ticari mümessili konumunda bulunduğunu, davacının vekili tarafından tanzim edilen senetten dolayı sorumlu olduğunu, ticari mümessilin hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı müessese sahibi hesabına kambiyo taahhütlerinde bulunmak ve onun namına müessesenin gayesine dahil olan bilimun tasarrufları yapmak selahiyetine haiz olduğunu, bir başka ifade ile imza incelemesi yaptırılmasına gerek bulunmadığını belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsili gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde senetteki imzanın …’a ait olduğu savunmasına, davacının da bir itirazının bulunmadığı, davacının geniş yetkiler içerecek şekilde …’ı vekil tayin ettiği, söz konusu genel vekaletnameye istinaden …’ın dava dışı … Ecza Deposu’ndan aldığı mallara karşı da bir kısım senetler düzenlediği, hal böyle olunca …’ın …’in ticari mümessili olduğu, ticari mümessilin imzaladığı senetlerin iyiniyetli üçüncü kişiler bakımından işletmeyi bağlayacağı (B.K.’nun 450/1), her ne kadar davacı …’ı 27.08.2007 tarihinde azletmiş ise de, bu azilin bono tanzim tarihinden sonra olması nedeniyle hüküm ifade etmeyeceği, senedin … tarafından vekaleten imzalandığı yazılmasa dahi bu durumun vekalet veren davacının dava konusu senetten dolayı sorumluluğunu etkilemeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine, ihtiyati tedbir yolu ile alacaklının alacağına kavuşması geciktirilmediğinden davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümünde … Noterliği tarafından 02.01.2006 tarihinde düzenlenen genel vekaletname içeriğine göre dava dışı …’ın ticari vekil mi yoksa ticari mümessil mi olduğunun saptanması önem arz etmektedir. Zira B.K.’nun 453/2. maddesine göre ticari vekil açık yetki verilmedikçe kambiyo taahhütlerinde bulunamayacağı halde aynı yasanın 450/1. maddesi uyarınca ticari mümessil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı müessese sahibi hesabına kambiyo taahhütlerinde bulunma yetkisine haiz sayılır.
Somut olayda yukarıda sözü edilen vekaletname kapsamına göre bonoyu düzenleyen …’ın davacının ticari mümessili olduğunun kabulü mümkün değildir. Adı geçen B.K.’nun 453/2. maddesi hükmüne göre ticari vekildir. Vekaletnamesinde kambiyo taahhütlerinde bulunma yetkisi yoktur.
Mahkemece açıklanan bu yön gözetilmeden yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.