YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5218
KARAR NO : 2010/2347
KARAR TARİHİ : 04.03.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin aracı kurum olarak davacı şirketten satın alınan bilgisayar ve eklerini dava dışı … ve …’e 10.10.2005 tarihinde teslim ettiğini, tüketici durumundaki … ve …’in satın aldıkları bilgisayar, monitörün ve yazıcının ayıplı olduğundan bahisle Tüketici Mahkemesine dava açtıklarını, davanın kabul edilerek Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, davaya konu ayıplı bilgisayar ve eklerini satıcı durumundaki davalının sattığını, davacının bu alım satımda aracı(bayi) durumunda olup, ödemelerin direk davalıya yapıldığını, davacının icra tehdidi altında toplam 2.752.58 YTL ödemek zorunda kaldığını iddia ederek 2.752.58 YTL alacağın davacının ödeme tarihlerinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının davalı şirket aleyhine açmış olduğu davanın, müteselsil borçlular arasında iç ilişkiden kaynaklanan rücu davası olduğu, dava konusu uyuşmazlığın müteselsil sorumluluk esaslarına göre çözümlenmesi gerektiği, alacaklıya ifada bulunan bir müteselsil borçlunun diğer borçlulara rücu hakkına sahip olup, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlunun diğer borçlulara ifa ettiği kısmın tamamı için değil, her bir borçluya düşen kendi hissesi oranında başvurabileceği, somut olayda davacı ile davalı arasında müteselsil bir borç ilişkisinin varlığının Yargıtay denetiminden geçen ilam ile sabit olduğu, müteselsil borçlu konumunda bulunan … Bilişim ve Dış Tic.Ltd.Şti.’nin toplam borç miktarı olan 2.752.58 YTL’nin eşit oranda taraflara bölüştürülmesi sonucunda, 1.376.29 YTL’sinin davalılardan alınarak son ödeme tarihi olan (borcun kapatma tarihi) 29.11.2007 tarihinden işleyecek ticari faiz ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu malın ayıplı olduğu Tüketici Mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile saptanmıştır.
Davacının dava konusu malı davalıdan alıp, 3.kişilere sattığı, başka bir anlatımla taraflar arasında alım satım ilişkisi bulunduğu ve davacının satıcı durumunda olduğu tartışmasızdır. Dava, satıcının ayıba karşı tekeffülü hükümlerine dayanılarak açılmıştır.
BK’nun 202/1.maddesi uyarınca ; “Satıcının tekeffülü altındaki satılanın ayıbı anlaşıldığı zaman alıcı muhayyerdir. Dilerse satılanı redde hazır olduğunu beyanla satımın feshedilmesini, dilerse satılanı alıkoyup kıymetinin noksanı mukabilinde semenin tenzil olunmasını dava eder.”
Aynı yasanın 205/2.maddesi uyarınca; “ Satım feshedilince satıcının, alıcıya almış olduğu semeni faizi ile beraber iade ettikten başka satılanın tamamen zaptı halinde olduğu gibi muhakeme masrafı ile alıcının satılana vaki olan masrafları ödemesi lazımdır. Satıcı bunlardan maada alıcıya ayıplı mal teslim etmesinden doğrudan doğruya tekeffül etmiş olan zararı da ayrıca tazmin etmeye mecburdur.”
Somut olayda ayıplı olduğu saptanan malın davalıya iade edildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, belirtilen yasa hükümleri uyarınca davacının ayıplı mal nedeniyle mal bedeli ve uğradığı zararın tamamını davalıdan talep edebileceği gözetilmeden yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.